anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 6  
»Bugün 229  
»Toplam 15156635  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 10.1.218.183
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

"BAYRAK" ŞİİRİ DERS KİTAPLARINDAN ÇIKARTILDI

Osman ERENALP

05 Ocak 2026, 18:56

Osman ERENALP

“BAYRAK” ŞİİRİ DERS KİTAPLARINDAN ÇIKARTILDI

 

Adana 5 Ocak 1922 tarihinde Fransız işgalinden kurtarıldı.  1940 yılında kurtuluşun yıldönümünde kutlamalar olacaktı. Günün anısına uygun şiir okunması istenmişti. Bunun için Adana Erkek Lisesi Edebiyat öğretmeni Arif Nihat Asya görevlendirilmişti. Arif Nihat öğrencileriyle kitaplar kütüphaneler taramış uygun şiir bulunamamıştı. 5 Ocak günü Adana Ocak Mahallesi’ndeki evinde petrol lambası altında kendisine “bayrak şairi” unvanını kazandıracak o şiiri oturup kendi yazmıştı. Henüz otuzbeş yaşındaydı.

Bu konuda “ Bu şiir, bana ‘Bayrak Şairi’ denilmesine yol açtı ki, bu sıfat, benim için altından dökülmüş bir İstiklal Madalyası kadar kıymetlidir” demişti.

 O tarihten sonra bayraklaşan 72 yıl coşkuyla okunan şiir “Sana benim gözümle bakmayanın/ Mezarını kazacağım/ Seni selamlamadan uçan kuşun/ Yuvasını bozacağım” mısralarının Talim Terbiğe kurulunun  “Seçilen metinler öğrencileri iyiye, güzele, doğruya yöneltmeli, iyi alışkanlıklar kazandırmalıdır” hükmü gereğince öğrenciler tarafından yanlış anlaşılabileceği düşünülerek iktidarın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer zamanında ders kitaplarından çıkartıldı.  

 

 Bu şiirle büyüdük, bu şiirle büyüdü bayrak sevgimiz.

 Aklımıza gelmedi hiçbirimizin kuş yuvası aramak kuş yuvası  bozmak.

 Bunların aklına nasıl, nereden geldi hayret!  

 Bir daha hatırlayalım o şiiri; 

 

***

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.

Işık ışık, dalga dalga bayrağım.

Senin destanını okudum,

Senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar;

Yurda ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı...

Yüksek yerlerde açan çiçeğim;

Senin altında doğdum

Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;

Yeryüzünde yer beğen

Nereye dikilmek istersen

Söyle, seni oraya dikeyim!..

***

            Andımız   1933 yılında dönemin Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından 23 Nisan 1933’te Türk kimliğini ve milli bilinci güçlendirmek amacıyla çocuklar için kaleme alınmış aynı yıl 18 Ekim’de ilkokullarda okunmaya başlanmıştı. 

2013 yılına kadar her sabah okullarda okunuyordu. Bu yıldan sonra bakan Nabi AVCI zamanında kaldırıldı o da. Bir bir asit dökülüyor milli birliğimizin çimentolarına. Adım adım bu günlere  böyle gelindi işte.

Arif Nihat 1975 yılında yine bir 5 Ocak günü ayrıldı aramızdan.

Bugüne ışık tutan “ Onlar bu dilden anlar” şiiri ile bir daha hatırlayalım.

 

***

Onlar, "Lütfen!" den anlamaz, “ulan!” dan anlar… 

Onlar, çiçekten anlamaz, dikenden anlar...

Güvercinden, kelebekten değil; doğandan, kartaldan anlar.

Ve onlar, kanattan anlamaz, gagadan anlar, pençeden anlar.

Onların kitap mantığından değil, 

Afyon, Kocatepe, Dumlupınar mantığından anladığını biz kırk yıl önce biliyorduk... 

Fakat unutmuşuz. 

Bu bilgiyi tazelemek için harcadığımız aylar, onlara, bile bile vakit kazandırmamız gibi oldu.

Onlar, şarkıdan anlamaz… 

Türküden, ağıttan anlamaz, belki marştan anlar.

Onlar, yaydan anlamaz, oktan anlar.

Ayrıca dil döküp durduk... 

Onlar, dilden anlamaz, elden anlar.

Anlaşmak için el uzattık... 

Bunu el açmak sandılar...

Düşünmedik ki tokatla yumrukla beslenmeye alışmış olanlar, 

El işaretinden değil, tokattan yumruktan anlar.

Onlar, soğukkanlılıktan anlamaz... Öfkeden anlar.

Onlar, aydınlıktan anlamaz... Ateşten anlar.

Onlar, ipekten, kâğıttan değil; demirden, çelikten, kurşundan anlar.

Onlar yazışmadan, çizişmeden, buluşmadan, görüşmeden anlamaz...

Dövüşmeden anlar... 

Onlar, önsözden anlamaz...Sonsözden anlar!!!”

                                                                                  Arif Nihat ASYA 

***

Adana Türk Ocağını ziyaretlerinde Gazi Paşa ve eşi Lâtife Hanım deftere şöyle yazmışlardı: Kapak olsun bu da;   

Adana “Türkocağı” Türklük nurunun bol verimli kaynağı olsun! Bu ocağın ateşi çok, pek çok eskidir. Onu, yüzyıllarca, söndürmeye çalıştılar. Fakat buna her teşebbüs edenin ocağı söndü.  Çünkü onlar düşünmüyorlardı ki, Adana “Türkocağı” en köklü Türk ocaklarının kızgın ateşiyle beslenmiştir. Ocağın bugünkü nurlu alevi her kalbi aydınlatıyor. Ben bu alevin sıcaklığında ne derin sevinç ve saadet hisleri duydum. Bu zengin topraklara, böyle aydın gençlere malik olan Türk Adana’nın ocağı daima tütsün.

15 Mart 1923.

Latife -Mustafa Kemal

***

          Elli birinci ölüm yıldönümünde “Bayrak şairi” Arif Nihat Asya’ya Allahtan rahmet dileği ile. 

Osman ERENALP

05 Ocak 2026 Ankara

Bu haber 317 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
    Anamur İçin Birlikte Düşünme Zamanı30 Ocak 2026

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir