Kırık yıldır Anamur’da yaşıyorum. Şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Cadde ve sokaklarda, ara yollarda insandan daha yoğun bir araç trafiği rastlanır. Buna rağmen şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Zorunlu olmadıkça arabaya binmem.
Cadde ve sokakları dolaşırken bazı şeyleri fark edersiniz. Kaldırımın kırık dökük, kimi yerler çökmüş, çukur, hatta bazı yerlerde kaldırımların işyerleri tarafından işgal edilmiş olduğunu görürsünüz. Dolmuş ve otobüs durağında bekleyen insanların yüzündeki yorgunluk ve bezginliği fark edersiniz. Çarşı ve pazardaki alışveriş yapanların sergilediği umutsuzluk ve mutsuzluk fark edersiniz. Anamur’da da her gün görmeye alıştığımız, zamanla görmezden gelmeye başladığımız, küçük gibi görünen büyük sorunların bazılarıdır bunlar.
Denizi, güneşi, doğal güzellikleri ve tarihi eserleri ile gerçekten harika bir ilçede yaşıyoruz. Ama her geçen gün, biraz daha büyüyen sıkıntılarla, sorunlarla karşı karşıyayız. En başta gelen dert, şehir içi ve şehir dışı ulaşım ve yollardır… Bazıları mahalle ve çevre yerleşim yerlerinde hâlâ düzgün bir yol yapılmamış, asfalt yoktur. Kimi yerlerde asfalt kırılmış, dökülmüş, kırk yamadır. Yağmur yağınca sel, çamur, güneş açınca toz topraktır. Şehir içi ulaşım desen, kimi saat çalışıyor kimi saat yok ortada.
Bir başka dert ise çiftçinin hali: Muz ve çilek, sebze üretimi Anamur ekonomisi için önemli bir girdiye sahip. Fakat k eskisi kadar üreticinin yüzü gülmüyor, gülemiyor. Girdi maliyetleri uçmuş gitmiş. Gübre, mazot, naylon derken üretici zar zor ayakta duruyor. Hal böyleyken gençler, tarımdan, üreticilikten hızla uzaklaşıp, büyük bir şehirde yaşamanın hayalini kuruyor. Uzun yıllardır Anamur’da nüfus artmıyor.
Çevre ve içme suyu desen ayrı bir konu. Anamur Çayı’nın kenarındaki atıklar, denize ulaşan çöpler, doğanın bağırışı gibi geliyor kulaklarımıza. Anamur ve birçok yerleşim yerinde içme suyu kirli, çamurlu yeraltı kuyularından alınıyor. Sugözü-Otluca kaynağından içme suyu getirme konusu adeta yılan hikâyesine dönmüş durumda…
Sağlıkta da eğitimde de eksikler var. Örneğin hastanede bazı branşlarda hâlâ doktor yok. Randevu almak neredeyse imkânsız. Okullar yetersiz, bazı sınıflarda hâlâ kalabalık sıkıntısı yaşanıyor.
Turizm konusunda da elimizde gerçekten büyük bir hazine var. Ama doğru düzgün tanıtım yapılmıyor. Gelen turist sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Oysa Anamur sadece yazlıkçıların geldiği bir yer olmaktan çıkmalı, yılın her dönemi canlı kalmalı.
Peki, çözüm yok mu? Elbette var. Yeter ki birlikte hareket edilsin. Yeter ki sorunları konuşmaktan çekinmeyelim. Yerel yönetimle merkezi yönetim birlikte hareket etsin, planlı, programlı çalışılsın, halk bilinçli olsun, sivil toplum örgütleri elini taşın altına koysun. Bu topraklar her şeyin en güzeline layık.
Çünkü biz Anamur’uz. Sorunlarımız var, ama çözümsüz değiliz.
Bu haber 38 defa okunmuştur.