anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 33  
»Bugün 409  
»Toplam 12516075  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 3.237.16.210
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

BEN ÖLMEM

Hüseyin DENİZ

14 Haziran 2021, 00:05

Hüseyin DENİZ

                BEN ÖLMEM

-Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil…

Yunus Emre 

 

Sanmayın öldüğümü. Ölüm nedir ki? Mutlak yokluk. Hâlbuki ben her daim var olacağım. Sizin beni öldü sanıp mezara koyduğunuzdan bir zaman sonra ben sessizce çıkacağım yeryüzüne. Bir nergisin damarlarında dolaşacağım bir mevsim. Sessizce açılacak solacak, açılacak solacağım.

Yaz gelince yapraklarım kuruyacak. Toprağın üzerinde gün ışığını içeceğim bir süre. Bu beni hiç rahatsız etmeyecek. Rahatsız etmeyecek, çünkü yaşarken de ne güneşten, ne rüzgârdan, ne buluttan şikayet ettim.

Sonra bir gün bir kumru gelecek. Kurumuş yapraklarımı bulunduğum yerden alıp bir ağacın dallarındaki yuvasına götürecek. Orada çam ağacının dalları arasında yaprakların ve reçinelerin kokusunu ta içimde duya duya bekleyeceğim bir süre. Yelin çam yapraklarında ürettiği ezgilerle eğleneceğim bir zaman.

O ezgiler ki Tanrı’nın soluğudur.

Kumrular yuva kurmuşlardı ya! Her mevsim olduğu gibi ben yine onların kukularını dinleyecek, aşklarına tanık olacağım. Dişi kumru bir çift yumurta yapacak ve üzerine oturacak. Sabırla, merakla o yumurtaları bekleyecek. Erkek kumru akşama doğru mutlu ve umutlu gelip yuvanın bir köşesine kıvrılacak. Eşinin sabrını ve merakını paylaşacak. İkisi birden yumurtaların içinde çimlenen hayatı kutsayacaklar.

Sonra…

Sonra yavrular çıkacak. Tüysüz yardıma muhtaç yavrular. Anne onları kanatlarıyla sarıp sarmalayacak, baba onlara yiyecek getirecek. Ben onların gözlerindeki sevinç pırıltılarıyla besleneceğim. Anne babanın kanatlarında gökyüzünde dolaşacağım.

Önce bir rüzgar çıkacak hafiften. Çam ağaçları en güzel şarkılarını söyleyecekler benim için.

Ayın on dördü geldiğinde gökte ay pırıl pırılken ne kadar muhabbet ehli varsa çıkacak yeryüzüne. Çamların altına oturacağız. Gelmişten geçmişten konuşacağız. Gökteki yıldızlardan fal bakacağız. Yıldızlardan kayan olursa dilek tutacağız. Ortalıkta çekirge sesleri. Uzaktan bir çakal uluyacak. Cırcır böcekleri şarkılarının son bölümlerini okuyacak sakince.  Sonra nereden çıktıysa bir ateşböceği öbeği gelecek üstümüzde uça uça. Bir ayin havasında.

Biliyorum çoğu kişi tekdüze yaşamdan bıkıverir. Yaz biraz uzasa hemen şikayete başlar. Ya da kış. Bense ne yazdan bıkacağım ne kıştan. Hepsinin tadına varacak, değişmesini sabırla bekleyeceğim. Yazın güneşin altında doğa çıtır çıtır yanarken ben “Oh be, diyeceğim, kemiklerimiz ısındı.” Biliyorum ki güneş bütün varlıkların ihtiyacı. O olmadı mı yaşam da olmaz. Sonbahar gelip doğa altın renkli meyvelerini, tatlarını, renklerini, kokularını sunmaya başlayınca ben de apayrı bir coşkuya kapılacağım. Hüznü teğet geçeceğim. Sevinç, doyasıya sevinç, kana kana sevinç. Yeryüzü, gökyüzü, ta yıldızlara kadar sevinç.

Kozalakların çıtırtısını dinleyeceğim bir zaman. Çıtır çıtır açılacaklar ve dağın öte geçesine tohumlar ulaştıracaklar. Bense olduğum yerden bu yaşama yarışını izleyeceğim.

Gökyüzü bazen masmavi olacak, bazen sütbeyaz. Kara bulutlara da aldıracak değilim. Onu da dileyenler vardır. Yağmur yağdı mı göğsümü açıp sırılsıklam ıslanacağım. Hastalanmak yok, üşütmek yok. Ne güzel! Sonra bir dereye düşeceğim. Suların serinliği, vadilerin sessizliği hayrete düşürecek beni. Balıklar dönecekler çevremde. Allı pullu balıklar. Onlarla en güzel oyunlarımızı oynayacağız.

Sular beni bir kıyıya bırakacaklar. Terk edilmişliğin kekre tadı damağımda. Sonra bedenime tekrar su yürüdüğünü duyumsayacağım. İncecik, iplik gibi bir kökle tutunacağım toprağa. Sağımda solumda kayalar. Kertenkeleler gelip geçecek yanımdan. Kaplumbağalar… Onlarla dost olacağım. Dostluğun şerbetinden kana kana içeceğiz birlikte. Siz… Sizler bitkiler şarkı söylemez sanıyorsunuz değil mi? Yanılıyorsunuz… Çok yanılıyorsunuz. Sizin çoğunuz duymasa da şarkı söyleriz biz. Çamların kıpırtısını, çınarların uğultusunu bilmeyeniniz var mı? Bir papatyanın rüzgarda sallanmasının nedeni nedir sizce? Bir erguvan ağacındaki kuş niçin öter? Bir çimende keklikler niçin dem tutar?

Siz duymasanız da ben yağan yağmurlarla birlikte toprağa karışacağım. Serinlik olup, hayat olup sineceğim toprağa. Yavaş yavaş bir anne gibi emzirecek beni toprak.

Sonra…

Sonra ansızın bir yerden yeryüzüne çıkacağım. Işıl ışıl, şıkır şıkır, pırıl pırıl….. Çiçeklerin renklerinde, otların kokusunda, kuşların seslerinde dolaşacağım bir eyyam… Sonra bulutlarda kolan vuracağım ufuklardan ufuklara. Bazen kan kırmızı, bazen sütbeyaz resimler çizeceğim. Çocuklar beni görüp hayal kuracaklar. Yaşlılar bana bakıp geleceği görmeye çalışacaklar. Dünya güzelleştikçe, insanlar güzelleştikçe ben de güzelleşeceğim. Silah sesleri kısıldıkça, çığlıklar tükendikçe ben gürleyeceğim dünyada. İnsanlar huzurla doldukça ben sevineceğim.

Ben sevineceğim… Ben sevineceğim…

 

Hüseyin DENİZ

 Mayıs-2021

Bu haber 126 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
    BOZYAZI'DA AĞIZ TADIMIZ19 Ekim 2021

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir