![]() | |||||||||||||||||
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
Sponsor Alanı
Anamur SEDİR
Anamur SEDİR 1993-1994-Aralık 1993 1. Sayı-Ocak 1994 2. Sayı -Şubat 1994 3. Sayı -Mart 1994 4. Sayı -Mayıs 1994 5. Sayı SaatHİKÂYELER
İmran AKSOY HikâyeleriAna MenüSponsor Alanı
Ziyaretçi Bilgileri
HAVA DURUMU |
AKIL DEVREDEN ÇIKARSA
07 Aral?k 2016, 13:52 AKIL DEVREDEN ÇIKARSAAkıl insanın düşünme, anlama, doğru hareket ve davranış gösterebilme kudretidir. Akıl devreden çıkarsa benliğimizi kaybederiz, şahsiyetsizleşiriz.Benliğimiz ve şahsiyetimiz bizi insan yapar. İtibarımız bunlarla yükselir.Zaaflarımız akıl aritmetiğince zayıf olduğumuzu gösterir. Bu zayıflık yanlış hareketlerin gelişmesine dolayısıyla bozuk, sapık, olmaması gereken olayların gelişmesine yol açar.Akıl insanı terk ederse; aile hayatı, sosyal hayatı, iş hayatı felce uğrar. Çok kıymetli değerlerin önemi bilinmez olur. Ana baba, kardeş, hısım akraba, konu komşu tarafından kınanır, hor görülür.Kıskançlık var sa? Etraftakiler rahatsız olur, yalnızlığa mahküm olunur. Çünkü hiç kimse bu huyda birisiyle arkadaş, dost olmak istemez.Geçimsizlik kişinin günübirlik işi olmuş şa? Böyle birinin de cemiyette yeri asla olamaz.Çok mal canlı, haris huyluların da ne ailede ne mahallede yeri yoktur.Dünya malı için ana baba, kardeşleri rezil eden insanlar toplumca hoş karşılanır mı? Asla. Bu tip insanların AKILLARI BAŞLARINDA DEĞİLDİR. Zavallıdırlar. Acınacak halleri vardır. Onlar dünya ya daracık bir pencereden bakarlar. Kendilerince pembe sandıkları dünyaları kapkaradır. Çünkü dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanırlar. Doğru yolda yürüdüğünü zannedip farkına varmadan büyük günahlara imza atarlardır.Bunlara akıl şaşkını derler. Ne yaptıklarının farkına varamayan, hatalı hareketleri çok olanlardır. AKILLI DAĞI AŞMIŞ, AKILSIZ DÜZ YOLDA ŞAŞMIŞ.Aklını yerinde kullanmayanların bulunduğu topluluklar hezimete uğramaya, uğursuzluklarla karşılaşmaya mahkumdurlar. Hayatı başarmak, çevresine yararlı olmak ve mutlu edip mutlu olmak akıllı insanların işidir.Nerde bir işini bilmeyen, ölçüsünü, bulunduğu konumun kıymetini idrak edemeyen varsa; bilinsin ki o kişi çok akıllı değildir.En güzel şey de en kötü şey de aklın ürünüdür.Hayatı başarmak da aklı yerinde insanların işidir.Aklı olup da yerinde kullanmayanlar ne işe yarar. Akıllıyım der dolanır durur. Bu düşüncede olanların yanında hiçbir değerin kıymeti yoktur. Saygısızdırlar, vefasızdırlar ve her şeye karşı açlık hissederler.Ellerinde olanın kıymetini bilmezler, nankörlüğü hüner sayarlar.Büyük icatlar, buluşlar akılla toplumun hizmetine sunulur.Büyük felaketler (çılgın, akıllıca düşünemeyenler yüzünden olan olaylar) savaşlar, cinayetler, gasplar, hırsızlıklar, tecavüzler, toplumun huzurunun bozulması, insanların korku içinde mutsuz olması hepsi ve daha aklımıza gelmeyen birçok olumsuzluklar aklı başından gidenlerin marifetidir.İnsanlığa sundukları en kötü hediyeleridir. Şunu unutmayalım bu kişiler bizden türüyor. Nasıl mı? KİBRİT AĞAÇTAN YAPILIR ve YİNE AĞACI YAKAR.Bazı samimi bulduğum dostlarıma sordum aklınız başınızdan giderse ne yaparsınız? diye.Birçoğunun cevabı:Çıldırırız, kırarız, dökeriz, ne yaptığımı bilmem, nereye gittiğimi bilmem, o anda sonucunun ne olacağını bilmediğim tavırlar, hareketler yaparım.-Bunu sevince mi, üzülünce mi yaparsınız diye sordum.- Üzülünce de, çok ummadığım bir sevinç yaşayınca da.Bir başkası:- O an ne yapacağımı bilemem, deliririm, her şeyi kırar çıkar giderim. Altından kalkamayacağım üzüntü ben de sanırım kasırga etkisi yapar.Diğer biri daha itidalli ve sakindi. Sanırım en akla yatkını bu:- Beni yıkan, üzen durum da ayakkabımı giyer o ortamdan uzaklaşır, olayı analiz eder, en uygun davranışı ve cevabı ararım. Kendimi iyi hissedinceye, uygun çözüme yaklaşıncaya kadar uzak dururum.Demek ki düşünme yetimiz bizden uzaklaştığı an yanlışlarla arkadaş oluyoruz. Yanlışlarda bizi, çevremizi, artık etkimiz nereye kadar uzanıyorsa hasar kapsamı o kadar geniş ve büyük oluyor.Tabi ki onarımı, tamiri de zor olup hem madden hem de manen yıpranıyoruz. Kimisi işini, kimi zaman aile düzeni, en vazgeçemediği dostunu, arkadaşını kaybederek yalnızlıklara, acılara yelken açıp ve içimizi ısıtan dostluklara, bütün güzel anılara geri dönüşü zor bir yola girerek elveda diyoruz.Hal bu ki çok geçmeden derin bir üzüntü ile pişmanlık duyuyoruz. İçimizden gelen bir ses:-Ben ne yaptım, neden yaptım diye durmadan vijdan duvarımızı yumruklayarak kendimizi muhakeme edip ne mağlup nede muzaffer ilan edebiliriz. ACI SOĞANIN KABUĞUNA ZARAR VERDİĞİ gibi kendimize maddi ve manevi zarar veririzYaşlanınca da bazı insanların akılları başlarında gidiyor. Senelerce yöneticilik yapmış, nice yolsuzlara yol göstermiş, eğitim ordusunda görev almış, orduları yönetmiş, birçok krizlere çözüm bulmuş, iyi bir aile reisliği yapmış, vatana kıymetli evlatlar yetiştirmiş anneler, babalar, yardımseverliği ile ün yapmış zarlar, bilim adamları, bilmem kaç bin fitte uçuk kullanan pilotlar, filoları liman liman gezdirerek sağlıkla limanına dönüşünü sağlayan kaptanlar, dünyayı idare eden liderler gün gelip evdeki eşinin, kızının, oğlunun adını bilemiyor, kim olduklarını hatırlayamıyor.Sanırım hayat denilen, yaşam denilen o güzel rüyanın son demlerine geliniyor. Gençlik, hükümranlık, güç bitmiş. Nev har sona ermiş, hayatın yakıcı sıcakları ile kavrularak hazanı yaşayıp nihayet kışa gelinmiş.Yeşerirken mutlu, umutlu. Serpilirken her şeyden habersiz. Gençlik dersen yere inilmez hep uçulur, kimi göklerde uçar, kimi yerlerde sürünür, kimi başarıdan başarıya koşar, kimi hezimetleri yaşar.Eşleşilir, kimi iyiye çatar kimi kötüye. Onu bilemezsiniz, ne çıkarsa bahtınıza. Bu iki taraf için de aynıdır.Yaradan her kişiye bir yol çizmiştir, bunun kişiler farkında değildir. Kişi sanır ki: bunlar ben başardım, buldum, yaptım zanneder.Kimi yokluktan varlığa, kimi varlıktan yokluğa ulaşır. Seviniriz, kahrederiz, neden ve niçinlerini bilemeden. İyi olursak bir araya gelmemize neden olan kişileri veya olayları över, kötü olursak kızarız.Derken çoluk çocuk, hayatın dikenli yollarında toz, toprak koşarcasına, göz açıp kapamadan geçer, evlatlar büyür, okur okumaz hayata atılırlar.Hayat kimine güler, kimini süründürür, kimisinin mutluluğu tavan yaparken bazen maddi bazen de manen, sisin güzelim çiçeklerin, nebatların üzerine çöktüğü gibi birdenbire yerlere iner.Arabalar, katlar, yatlar, harcamanın hesabı belirsiz. Öyle bir gün olur ki hiç biri kalmamış.Yüksek derecede bir amir, ailece mesut, mutlu. Derken umulmadık zamanda bir hata ve işini aşını kaybetme.İşte iyisiyle kötüsüyle hayat devam eder ve bitmesini hiç istemediğimiz güzel kudretli günler de sona gelinir.Kimileri sağlıklı bir yaş almışlıkla yaşar. Bazıları yatakta, bazıları asayı kendine yoldaş eder.Kimileri hastaya bakmak üzere bütün bilgilerini, dostlarını terk edip kabaca hasta bakımı öğrenerek beli ağrısa da başı ağrısa da hasta bakıcı olur.Kiminin de aklı başını terk eder. Yaşadığının farkına varmadan sonu bekler. Saltanatlı günler sona ermiş, hiçbir şeyin sahibi değilsin. Ne hayat arkadaşın, ne kıyamadığın evlatların. Sevdiğin yemekler, giydiğin renk renk , biçim biçim kıyafetler, hepsinin senin için manası yok .Ölümüsün yaşıyor musun belli değil. İş düşüyor evlatlara. Tabi ki vicdanlara.Ama unutmayın sevgili evlatlar. Siz de yeni doğduğuz da hiçbir şey bilmiyordunuz. Her şeyi ebebeyinleriniz size öğrettiler. Hem de sevip öperek. En besleyici yiyecekleri kendileri yemeyip size yedirdiler. En pahalı, markalı kıyafetleri sizlere giydirdiler. Diş çıkarmanızı, yürümenizi görmek en mutlu anları oldu. Ağzınızdan çıkan her kelimeye çılgınca sevindiler. Hasta olduğunuzda sabahlara kadar başınızda beklediler. Geceleri üzerinizi örttüler.Güneşte koymadılar yanarsınız diye, gölgeye koymadılar üşürsünüz diye.Başarılarınızla sevindiler. Yakışıklı ve güzel oluşunuzla övündüler. Hiçbir masraftan kaçınmadılar.Torunlarının özlemle yollarını beklediler. Kimi erdi bu murada, kimi torununa uzaktan baktı kimisi de hiç göremedi.İşte her varlığını az veya çok önünüze seren, soğuklarda ısıtan, sıcaklarda gölge olan ana babalara sanırım merhametin en üst sınırını gösterip incitmemelidir.Karşılık beklemeden sevgisini, emeğini veren eli öpülesi ana babalar, emek verdiğiniz evlatlar emeğinizi inkar etmeyeceklerdir.Hiç kimseyi merhamet ve vicdan yoksunu etmesin. Yaradan kimseyi elden ayaktan düşürmesin, kimseyi kimseye muhtaç etmesin.Toprak tohuma, tohum yağmura, yağmur buluta ne kadar muhtaç ise yardıma muhtaç insanlar da yakınlarının vicdanına, merhametine muhtaçtır.BÜTÜN İNSANLARA MERHAMET VE VİJDANA MUHTAÇ OLMADAN SÜREN VE SONLANAN BİR YAŞAM DİLEK VE DUALARIMLA.Fatma ÖZDENİZAralık-2016Bu haber 1764 defa okunmuştur.
|
Sponsor Alanı
SANATIN İÇİNDEN ;Sponsor Alanı
|
|||||||||||||||
|
0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder. |
|||||||||||||||||