anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 46  
»Bugün 259  
»Toplam 14152889  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 3.238.121.7
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

DAĞLARIN SIRRI

Fatma ÖZDENİZ

02 Eyl?l 2015, 08:50

Fatma ÖZDENİZ

                        DAĞLARIN SIRRI

 

Dağlar insanlara sınırsızdır. Onun için ağaçlarla süslenmiş, bezenmiş, kuş cıvıltılarının neşe kattığı, her ağacın ayrı ayrı verdiği mis gibi kokularla rahat ve huzur bulduğumuz dağlarımız, ormanlarımız. Kısa bodur çalıları bazen kötülükleri örter,bazen de kötülüklerden korur.

 

Sizlere gerçek hayattan bir hikâye anlatacağım.

 

Kötülükler de iyilikler de insan doğasında olan şeylerdir. Bizi yaşadığımız sürede nelerin beklediğini önceden kestirmek, bilebilmek imkân dâhilinde değildir. Tedbir alayım diyemeyiz.

 

Yaratılışımızla birlikte her kişinin içinde  hem iyilik hem de kötülük vardır. Hangisi baskınsa o öne çıkar. Böyle olunca insan ne iyidir nede kötü. O duyguların nasıl nerede bize faydalı veya zararlı olacağını kestiremeyiz. Yaradan kimseye yanlış duyguları yoğunlaştırıp hata yaptırmasın.

 

Daha doğrusu irade çok önemli. İrademizi doğru kullanarak nefsimize hükmedebiliriz.

 

İradesi zayıflar zararlı ve kötü örneklerdir.

 

Hani şeytana uydu denir. İşte o şeytan zapt altına alamadığımız istek ve arzularımızdır.

 

İşte gençliğinin baharın da, hayalleri de kendisi ile birlikte büyüyen Anadolu’nun şirin bir köyünden üniversite nedeni ile yolu  İstanbul’a düşmüş, tahsiline sıkı bir  gayretle sarılmış, gelecek hayalleri kuran genç bir üniversiteli. Hayattan ümitli. Başına geleceklerden habersiz, emin adımlarla hayatın engebeli, taşlı, dikenli yollarını kat ederken ummadığı olayla baş başa kalıyor.

 

Köyüne yaz tatiline geliyor. Ailesi ile hasret giderirken kendini bilmezin biri, aylak bir genç bu nazende kızımıza âşık olur. O gencin duygularından kızın haberi yoktur. O sadece okulunu bitirip işini kurmayı düşünüyor. Hayalleri var, onları gerçekleştirme peşinde.Aynı zamanda aynı okulundan anlaştığı bir de arkadaşı var.

 

Yaylaya çıkıyor ailesi ile. Tabi genç oğlan kısır düşüncelerle kızı takip ediyor. Bu fikrini kimseyle paylaşmıyor. Kız ve ailesi kendilerini bekleyen tehlikeden habersizler Onlar kızları ile güzel zaman geçirerek birlikteliklerinin tadını çıkarmanın peşindeler.

 

Akrabalarını ziyaret ediyor, her gününü mutluluklarla süslüyor.

 

İşte yine bir akraba ziyaretine giderken olanlar oluyor.Takipte olan hain genç kendisi gibi vasıfsız düşünen arkadaşları ile kızı ayarladıkları arabaya atarak kaçırıyorlar.

 

Kız soruyor:

-Ne oluyor? diye.

-Seninle evleneceğiz, diyor genç.

 

Kız yine soruyor:

-Hangi akla hizmet ediyorsunuz? Ayıp değil mi?

 

Oğlan:

-Ne ayıbı, evlenmenin ayıbı mı olur, diyerek afaki vaatlerde bulunuyor.

 

Acı ve çaresizlik içinde çıkış yolu arayan kızcağız,ikna edici konuşmalarını sürdürüyor.Ama nafile.Genç adamın aklı başında değil. ’VERMEMİŞ MABUT NEYLESİN MAHMUT.’

 

Gecenin karanlığında ormanın heybetli ağaçları: sanki gençlere yaptığınız yanlış der gibi kızcağızı da acıyarak hüzünlü bir hışırtıyla olaya şahitlik ediyorlar. Zavallı  kız öten kuştan, kıpırdamadan duran taştan, belki de çok yakınındaki indeki yırtıcı hayvanlardan,  sayısız  ağaçlara ev sahipliği yapan  ormandan yardım bekliyordu.

 

Zifiri karanlıkta ormana varırlar. Kızcağız ikna konuşmalarına devam ediyor ama çaresiz faydası yok.

 

Oğlanla kızı arkadaşları baş başa bırakıp uzaklaşıyorlar. Arabada boğuşan kızla oğlan nasıl yaptıysa kızcağız bir tepik atıyor, arkadan oğlanı dışarı düşürüyor. Kendisi de ön kapıdan ormanın kucağına kendini atıyor. Kısa bodur bir çalıya sığınıyor.

 

Tabi genç arıyor, tarıyor yok. Kızcağız: kıpırdamadan, nefesini bile yavaş yavaş alarak bekliyor.

 

Genç bu defa yalvararak bağırıyor:

-Ne olur çık evine götüreceğim.

 

Karanlığı hep kötü biliriz, ürkeriz, korkarız, çekiniriz. Bu nedenlerden dolayı karanlıkta dışarı çıkarken yanımıza mutlaka ışık kaynağı alırız ki yolumuzu, bastığımız yeri görelim, düşmeyelim, karşımıza çıkacak zararlılardan korunalım diye. O korktuğumuz karanlıkların bize yararı değil zararı dokunacak sanırız. Hâlbuki hiç de öyle olmadığını yaşayınca görüyoruz. Her karanlık gecenin gündüzü güzeldir. Dertler, acılar, bizi bunaltan kederler, altından kalkamadığımız nice sıkıntılar gecenin karanlıklarına gömülsün ,yeni günlerimiz neşe,huzur ve mutluluklara bürünsün.

 

Nefesini korku ile tutan genç kız cevap vermeden bekliyor, ne zamana kadar: sabahın ilk ışıkları ve kuş cıvıltıları arasında, korkudan kalbi çarparak ayağa kalkar. Titreye titreye etrafına bakar. Etrafın ıssızlığı ve sessizliğinde ne yapacağını düşünürken: uzakta birini görür. Korku, ürkeklik ve titremeyle ona doğru yürür Beklenmedik yağmurdan sonra gelen sel gibi ağlaya ağlaya çiftçiye yaklaşır.

 

Kız  perişan, üstü başı yırtık. Eli ayağı çizik,bereli,saç baş dağınık,ayaklarında ayakkabı yok.İnsanı ürperten ,korkutan bir manzara.

 

Çiftçi önce çekiniyor, korkuyor, bir dua okuyor. Daha doğrusu gördükleri onu çok şaşırtıyor.

 

Karşılıklı konuşmalardan sonra çiftçi kendine geliyor.

-Kimsin kimin nesisin. Hangi köydensin? gibi sorulardan sonra: kızı alıp oldukça uzak olan evine götürüyor. Üstünü değiştirip biraz rahatladıktan sonra gereken yerlere haber verirler. Jandarmaya teslim ederler.

 

Kızın ailesi şaşkın, oldukça hüzünlü, çaresiz beklemede. Derken haber geliyor. Kızlarını sağ salim gören aile sevinçlerini ve üzüntülerini harman ederler.

 

Artık işi hukuk çözecek. Adli işlemler başlatılır.

 

Bela hiçbir zaman geliyorum demiyor. İnsanlar kapalı kutu ne fikir taşıdıklarını bilemeyiz. İnsanın alası içinde hayvanın alası dışındadır, der atalar.

 

Her yolda yalnız yürünmez. DAĞ DELİSİZ YOL ÇALISIZ OLMAZMIŞ. Dağların daha bizim bilemediğimiz, duymadığımız ne azizlikleri, ne sırları vardır bilinmez.

 

Yaşayacağımız  neler var  bilgimiz dâhiline değil. Belki bu bir mucize ama bir çalı bir genç kızın hayatını, hayallerini tabi ki YARADANIN izni ile geri veriyor.

 

ALLAH İSTEMEZSE YAPRAK DÜŞMEZMİŞ.

YARADAN YAZMAZSA KISMET OLMAZMIŞ.

 

Her güne güzel uyanmak ve günü olaysız, istenmeyen, sebepsiz, hak etmediğimiz üzüntülerden uzak geçirmek her insanın hakkıdır.

 

KÖTÜLERDEN VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK SEVGİ, SAĞLIK DOLU AYDINLIK GÜNLER DİLEKLERİMLE…

 

Fatma ÖZDENİZ

            Nisan 2015

Bu haber 1657 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
    Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır13 Temmuz 2024

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir