anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 39  
»Bugün 174  
»Toplam 14152804  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 3.238.121.7
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

KIBRIS TÜRKLERİ ÜZERİNE-I

Ulvi KESER

21 ?ubat 2013, 23:30

Ulvi KESER

KIBRIS, KIBRISLILIK VE KIBRIS TÜRKLERİ ÜZERİNE-I

 

307 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldıktan sonra İngiltere’nin stratejik savunma hattını Akdeniz’e çekmesinin hemen ardından 1878 yılında sözde kiralanan; ancak 1974 yılına kadar Türk bayrağına hasret kalan Kıbrıs adası göçler ve sorunlar adası olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun adada hüküm sürdüğü dönem adil, serbestiyet, haklara ve inançlara saygı çerçevesinde yaşanılan bir dönem olmuştur. Öte yandan aynı şeyleri daha sonraki dönem için söylemek çok da mümkün değildir. Özellikle İngiliz idaresinde olduğu dönemde klasik İngiliz siyaseti ada Türklerine karşı Rumları da kullanmaktan geri kalmamış, sömürgeci ve emperyal zihniyetin klasik maşa kullanma stratejisi ön plana çıkmış ve adaya huzur neredeyse hiçbir zaman gelmemiştir. Bu durum adanın eski sakinleri Ermeniler, Levantenler, Yahudiler, Maronitler gibi azınlıkların adadan kaçmasına sebep olmuş, adada neredeyse yok denecek sayıda kalmalarına yol açmıştır.

 

Birinci Dünya Savaşı sürecinde İngiltere’yle Yunanistan arasında pazarlık konusu da yapılan ve bu ülkenin savaşa İngiltere yanında dâhil olması halinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesi de söz konusu olmuştur. Çanakkale savaş esirlerinin adaya getirilmesi, ardından Fransa’nın kurduğu Ermeni Doğu Lejyonu’nun faaliyete geçmesi, Milli Mücadele Süreci hep bu Türk kimliğini yaşatmaya yönelik örneklerle doludur. Sonraki yıllar bu durumun çeşitli sebeplerle tekerrür etmesine de neden olmuş ve İngiltere Kıbrıs Türklerinin Türk kimliğini törpüleyerek onları asimilasyona tabi tutmaya çabalamıştır. Örneğin 1931 tarihli Rum isyanı sonrasında adaya Türkiye’den Türkçe okul kitabı getirtilmesini, Türk bayrağı asılmasını, İstiklal Marşı söylenmesini yasaklayan İngiliz idaresi uyguladığı sıkıyönetim kurallarıyla Türk toplumu üzerinde baskılarını da iyiden iyiye arttırır.

 

Limasollu eski Türk Mukavemet Teşkilatı mensubu ve öğretmen merhum Macit Aydınova’nın da belirtiği üzere “Bu dönemde İngilizlerin İslam Lisesi, bayrak çekme yasağı getirmesi, İstiklal Marşı’na yasak getirmesi Türklük duygularını köreltmek için uyguladıkları bir yoldur. Biz İslam’ız fakat Türk’üz.” Örneğin o dönemde İngiliz yönetiminin Kıbrıs Türklerinin tek lisesine müdür olarak atadığı Mr. Woods ve Ermeni asıllı olduğu bilinen eşiyle birlikte yaptıkları hala dillerdedir.İkinci Dünya Savaşı sürecinde yaşadıklarını bir başka Kıbrıs Türk’ü ise “İngiliz müdür Mr. Wood ilan tahtasına bir yazı koydu. ‘Burası İngiliz kolonisidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçası değildir. Siz Türk değilsiniz, sadece Müslümansınız.’ diye.” sözleriyle aktarır.Bu dönemde örneğin Lefkoşa Türk Lisesi’nin Lefkoşa İslam Lisesi olarak adlandırılması, Kıbrıs Türklerinin inanç ve etnik köken arasında sıkıştırılmaya çalışılması gibi çabalar da söz konusudur. Kıbrıs Türklerinin 1878’de başlayan Anadolu, Toroslar, Akdeniz ve Türkiye özlemiyle hasreti bütün bu baskı sürecinde de devam eder ve Kıbrıs Türk kimliği yaşatılır.

 

14 Eylül 1938 tarihli ve Türkiye’nin Lefkoşa/Kıbrıs Konsolosluğu menşeli resmi bir belgede bu konuda “...Kıbrıs Türklerinin mahalli hükümetten gördükleri en büyük tazyik milliyetlerinin tanınmaması ve milli kültürlerini yaşatacak vasıtalardan birer birer mahrum edilmeleridir. Buradaki soydaşlarımız hükümetçe Türk değil İslam cemaati olarak tanınmıştır. Evvelce bu tabirin hususi bir mana ifade etmemiş olduğu muhakkaktır fakat son senelerde her nedense bir İslamcılık siyaseti takip edilmekte olduğundan İslam tabiri Türk’e muhalif bir tabir olarak, daha doğrusu İslamcılık Türklerin milli hisleri öldürülmek için bir alet gibi kullanılmaktadır. Türk Lisesi’nin unvanının İslam Lisesi’ne çevrilmesi, Türkçe gazetelere sansür konularak bütün Türk kelimelerinin İslam’a tahvil edilmesi hep bu siyasetin tatbikatı neticelerindendir. Türklük aleyhindeki faaliyetler bilhassa maarif sahasında görülmektedir. Talebe bulunmadığı bahanesiyle birçok Türk ilk mekteplerinin kapatıldığını ve Türkiye’den gelen kitapların okutulmaması için kitapsız tedrisat usulünün ihdas edildiğini evvelce arz etmiştim. Fakat en ziyade müdahaleye uğrayan müessese lisedir. İsminin İslam Lisesi’ne tahvil edilmesi, başına muallimlik mesleğiyle hiçbir alakası olmayan bir İngiliz müdürün getirilmesi, milliyetperver muallimlerin işten çıkarılması suretiyle sönük bir hale getirilmiş olan bu mektep bu haliyle beraber gene göz batmakta, talebenin tahdidi, kolej sınıfları açılması gibi tedbirlerle her gün bünyesi tahrip edilmeğe çalışılmaktadır…” denilmektedir.

 

Adadaki İngiliz idaresi Türkiye’de özellikle Cumhuriyetin ilan edilmesi sonrasında başlattıkları son derece planlı ve programlı İslamlaştırma politikalarına iyice hız vermeye başlarlar. Bu faaliyetler 16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin üçlü garantörlüğü altında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına kadar da devam eder. Bu asimilasyon ve baskı siyaseti Kıbrıs Türklerini kendi öz kimliklerinden koparmaya, onların Anadolu’yla, Türkiye Cumhuriyeti devletiyle bağlarını zayıflatmaya, kimliksizleştirmeye, dolayısıyla kimsizleştirmeye yönelik girişimlerdir. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı günden bu yana yaklaşık 100 yıllık süreç incelendiğinde kimliksizleştirme, kimsizleştirme, adada yaşayan Kıbrıs Türklerini güven ve istikrar ortamından uzak tutma gayretleri farklı stratejiler ve senaryolara bağlı olarak devam ettirilmektedir. Bu yazı dizisi kapsamında bu konu irdelenecek ve ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Rusya gibi ülkeler yanında BM, AB, NATO gibi uluslararası kuruluşların rol aldığı bu film platosunda perde arkası gösterilmeye çalışılacaktır.  

 

Doç. Dr. Ulvi KESER

Bu haber 1864 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
    Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır13 Temmuz 2024

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir