![]() | |||||||||||||||||
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
Sponsor Alanı
Anamur SEDİR
Anamur SEDİR 1993-1994-Aralık 1993 1. Sayı-Ocak 1994 2. Sayı -Şubat 1994 3. Sayı -Mart 1994 4. Sayı -Mayıs 1994 5. Sayı SaatHİKÂYELER
İmran AKSOY HikâyeleriAna MenüSponsor Alanı
Ziyaretçi Bilgileri
HAVA DURUMU |
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA
09 Temmuz 2014, 02:36 BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA Ramazan geldi hoş geldi. Müslümanlara, ramazan ayında oruç ibadetinin huzur ve huşu içinde yerine getirilmesini, orucun, kardeşlik ve barış getirmesini dilerim.. Ramazan, toplumumuzun çoğunluğunun, inanç ve yaşam biçimini direk ilgilendirmektedir. Böylece ramazan ayında neler yapıyoruz, neler yapardık? Eskisi yenisi nasıl bir bakalım. Ramazan hicri takvime göre dokuzuncu, mübarek aylardan da üçüncü ayın ismidir. Oruç, dinimizin beş şartından biridir. Oruç; bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi anlamına gelir. Oruç; tan yerinin ağarmasından güneşin batma vaktine kadar, şuurlu bir şekilde yeme, içme ve cinsel ilişkilerden uzak durup, nefsi dizginlemek demektir. Oruç; doğan, gelişen, yaşlanan insan organizması için bir dinlenmedir. Ramazanla ilgili kim ve ne kadar yazı yazmışsa, şu başlıklarla görüyorsunuz. Ya da konuştuğunuz 50 yaş üstü kişilerin ağzında şu ifadelere rastlıyorsunuz. ”Ah nerde o eski ramazanlar.” “Ah nerde kaldı eski ramazanlar.” “Ah o eski ramazanlar gitti.” “Ah! Eski ramazanlar mı?” “Nerde o eski ramazanlar.” İşte söylenenler bunlar. Bu söylemlere ben katılmıyorum. Kim yazı yazmışsa, kendinden ve de yaşadığı yerdeki ramazandan bahsettiğini görüyorsunuz. Ve her yazının ilk satırı, “Gün geçtikçe eski ramazanlar özleniyor.” Ben bu sözü kullanmayacağım. Ancak hatıralar vardır, o hatıralara bağlı olarak hayaller oluşturulabilir. Onun içinde eskileri yazıp hatırlamalıyız. Eskiden bizde ramazan için bazı hazırlıklar yapılırdı. Ama daha çok yiyecek için olurdu sanırım. Köyde yaşayanlar bilir, stok yoktu ve yapılamazdı. Önceden olmayan ama iftar ve sahurda gerekli olan yiyeceklerin kısmi hazırlıkları yapılabilirdi. Şimdi; herkesin evinde her türlü yiyecek bulundurulabiliyor. Ve olmayanların da günlük temin edilmesinde sorun olmamakta. Eskiden olmayan ama şimdilerde olan etkinlik hazırlıkları da, yapacak olan kurum ve kuruluşlar tarafından çok düzgün şekilde yapılıyor. Gazete, televizyon ve reklam panolarıyla etkinliğin şeklini, adını ve zamanını bizlere duyuruyorlar. Bu günün ramazan etkinliklerinden örnekler vermek istiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait, Taksim’de 5 bin, Mecidiyeköy’de 4 bin kişilik sabit iftar çadırı var. Zeytinburnu Belediyesi, 23 noktada 1500 kişiye iftar organizasyonu. Üsküdar Belediyesi, 20 mahallede 5 bin kişiye yemek. Gaziosmanpaşa Belediyesi, 18 noktada 3 bin kişiye iftar organizasyonu. Bu sene için ilanlarda gördüğüm, 13 belediye de iftar çadırları var. Kadıköy Belediyeleri gibi bazı belediyeler de iftar yemekleri yerine ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı yapmakta. Antalya Belediyesinde de 15 yerde iftar çadırı kurulmuş. 5 tane sabit merkezde de kumanya dağıtılmaktadır. Bunların dışında Türkiye’de tüm belediyeler, valilikler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ile ramazan etkinlikleri yapmaktadır. Maalesef Mersin’de yazılanlardan gördüğüm kadarıyla, ramazan etkinlikleri diğer bazı illere göre daha az. Antalya Büyükşehir Belediyesi, “Uluslararası Antalya Ramazan Festivali” ile yerli ve yabancılara Türk ramazan geleneklerini sunacak. Festivalde, Çin, Özbekistan, Bangladeş, Azerbaycan, Hindistan gibi birçok ülkeden gruplar katılacak. Bu ve benzeri etkinlikler insanlara nostaljik geceler yaşatacaktır. Fasıl heyeti, sıra geceleri, Hacivat- Karagöz, gölge oyunları, orta oyunları, halk oyunları, meddah, kanto, gösterileri sihirbaz gösterileri, bu festival ve etkinliklerde insanlara gösterilecek. İnsanlar hem eğlenecekler hem de eski ramazanlarda yapılanları yine görerek yaşayacaklar. İşte bu dönemlerde belediyeler ve valilikler ile çeşitli sivil toplum örgütleri düzenledikleri, örneklendirdiğim tipteki etkinlikler ve yardımlarla, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma örnekleri sergiliyorlar. Bu örneklerle, bu günün ramazanları bir başka diyorum. Eskiyi aramıyorum, hatırlıyorum. Eskiden yaşadığım köyümde, bırak gazete televizyonu, radyo bile yoktu. Yürüyerek 8 saatte Anamur’a gelinebilirdi. 13 mahallesi olan ve bir köşesinden diğer köşesine 8 saatte gidilebilen bir köy. Çok küçük kaynak suyu başında 3-5 ev. Kalabalık bir mahallesi yok. Davarcılık geçim kaynağı. Aile bireylerinin bir kısmı dağda taşta çobanlık yapar. Ramazan kış aylarındaysa, aile fertleri ve yakınlarınla bir miktar beraber olup iftar ve sahurda birliktelik az da olsa sağlanabilirdi. Eğer oruç yaz aylarında ise aile fertlerinin bir kısmı ile köylünün bir kısmı yayladadır. Keçinin sütü ve süt ürünlerinden elde edilenler katık olur. Ekmek ise günlük saç üzerinde arpa veya mısır unundan yapılırdı. Kendi kendinize ve ailenin belli fertleri ile iftarınızı açar gece sahura kalkarsınız ve orucunu tüm zorluk ve güçlüklere rağmen tutarsın. Ramazanda anamın ev baklavası yaptığını hatırlarım. Günlük üzüm hoşafı da yapardı. Kendi yetiştirdiğimiz, barbunya tipinde fasulye ve böğrülce (Ülübü) yemeklerinin birinin yanında bulgur pilavı ve birde kuru soğan kestin mi, hem iftar hem de sahur yemeği idi. Çorba da eksik olmazdı. Yalnız şimdiki bildiğimiz çorbalardan değil. Herşey organik ve kendi ürünün. İki tür çorba yapardı anam. Buğday ağırlıklı, sütle yapılan süt tarhanası ve yine aynı şekilde ayranla yapılan ayran tarhanası. Ayran tarhanasının içine birde böğrülce koyup pişirildi mi işte sana iftarlık çorba. Şimdi bu çorbanın tadını arıyorum. Eski ramazanlarda televizyon yoktu. Siyah beyaz televizyon 1968’de yalnız Ankara’ya 3 gün yayın yapardı. Eskiden olmayan, her ilin iftar saatleri, her kanalda oruçla ilgili bilgiler ve yayın yapılan yöredeki etkinlikleri ve iftar sofralarını tanıtıcı programlarını şimdi herkes izliyebiliyor. İftar sonrası camiler ve kılınan teravih namazı görüntüleniyor. Eskiden yoktu. Ben niye “nerde o eski ramazanlar” diye “ah”lar çekeyim. İyi ki bu günleri yaşıyoruz diyorum. Köyde cami yok, hoca yok. Anadan babadan öğrenilmiş dini bilgilerle imamlığı çok zor şartlarda yapabilen birinin arkasında bir evde toplanılır teravih kılınırdı. Kadınlar da bu namaza katılırdı. Cemaat 3-5 kişiden oluşurdu. Genelde rahmetli babam teravih kıldırırdı. Bizim evde toplanılırdı. Elektrik yok, gaz lambası bile yoktu. Ocaklıkta (şöminede) odun ve odunun üstünde aydınlanmayı sağlayacak çıra yanardı. Ben ve amcam oğlu Nihat 8-10 yaşlarındaydık. Evin bir odasında, erkekler önde kadınlar arkada olmak üzere teravih kıldırılır, bizde katılırdık. Namazın içinde selam vermeden otururken ocaktaki ateş sönerse, Nihat dalgınlıkla oturduğu yerden fırlar ateşi tutuştururdu. Mazi; geçmiş, geçen, hatıra demektir. Hatıralarımızın hatırlanması güzel olandır. Hatırlamalar, “ah” çekerek olmamalıdır. Ati; gelecek, gelecek olan demektir. Geçmişimiz geleceğimizle ilgilendirilmelidir. Ben geçmiş ramazanları hatırlıyorum ve bu günün ramazanları bir başka diyorum. Ve arkama bakarak Allah’ıma çok şükür diyorum. Hoş kalın. İsmet KADIOĞLU Temmuz 2014 Bu haber 2003 defa okunmuştur.
|
Sponsor Alanı
SANATIN İÇİNDEN ;Sponsor Alanı
|
|||||||||||||||
|
0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder. |
|||||||||||||||||