![]() | |||||||||||||||||
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
Sponsor Alanı
Anamur SEDİR
Anamur SEDİR 1993-1994-Aralık 1993 1. Sayı-Ocak 1994 2. Sayı -Şubat 1994 3. Sayı -Mart 1994 4. Sayı -Mayıs 1994 5. Sayı SaatHİKÂYELER
İmran AKSOY HikâyeleriAna MenüSponsor Alanı
Ziyaretçi Bilgileri
HAVA DURUMU |
FARKINDALIK VE FARKLILIK
10 Mart 2014, 00:32 FARKINDALIK VE FARKLILIK Yıllarımı verdiğim, çok sevdiğim, on binlerce öğrenci yetiştirmeme sebep olan öğretmenlik mesleğime, bu yaşımda hala devam ediyorum. Öğretmen; insanlara bilgi öğretmekle görevli kimse, muallim, muallime. Resmi ya da özel bir eğitim kurumunda gençlerin ya da yetişkinlerin istendik davranış değişikliği kazanmalarına yardımcı olmak ve yönlendirmekle görevli kişi. Öğretmen, bilgi, görgü ve yaşantısıyla belli dal ve alanlarda kişilerin yetişme ve gelişmesine yardımcı olan kimsedir. Ben de yıllardan beri öğretmenlik mesleğimi severek götürüyorum. Uzun süre özel kurumlarda çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Gençlerimiz, kendilerinin ne konumda olduğunu görmeden bilmeden kendileriyle ilgilenen öğretmenlerini değerlendirip, istenen ya da istenmeyen öğretmen konumuna sokmaya çalışırlar. Bir derece haklı olabilirler. Ancak, ilgili öğretmeni belli bir süre ve şartlarda dinlemeden, onun ne durumda olduğunu fark etmeden, farklılıklarının farkında olmadan değerlendirmeye kalkarlar. Fark; matematikte, bir çıkarma işleminin sonucu. Bir kimse ya da cismin bir karşılaştırma esnasındaki ayrılık, başkalık, büyüklük küçüklük karşılaştırmasındaki ölçü farkı. Farklı; aralarında ayırım bulunan, değişik. Fark edilmek; görülmek, sezilmek, dikkati çekmek. Fark etmek; ayırmak, seçmek, görüp anlamak. Fark atmak; üstün gelmek, ilerde olmak. Farkındalık; ön yargısız, içinde bulunduğun şimdiki ana dikkatini toplayabilmektir. Zihnimizin geçmişi ya da geleceği düşünmesi durumunda, şu andaki halimize dönebilmektir. Tecrübelerimiz ve deneyimimizi, zihnimizin geçmişe ya da geleceğe gezinti yaptığında hatırlayıp yakalamalıyız. Zihnimizin geçmiş ve gelecekle uğraşması durumunda kendimizi “şimdi ve burada”ya döndürmeliyiz. Bu da farkındalıkla olur. Farkındalık; içinde bulunduğu anı gözlemlemektir. Yargılamadan tecrübelerimizin keşkesiz, iyi kötü, harika, mükemmel gibi özelliklerle değerlendirmemektir. Üzüntü ve kederlerimizi, korkularımızı serbest bırakıp, onları keşkelerle anmamalıyız. Onlar serbestse üzerimize bıraktıkları olumsuzluklar da ortadan kalkacaktır. Duygu ve düşünceler kontrollerle zorlanmamalıdır. Onları kendi hallerine bırakırsak sesin yankısının kaybolduğu gibi kaybolurlar. Farkındalık, öğrenilebilen bir davranıştır. Farkındalık, etrafımızdaki olaylara, deneyimlerimizin inançlarımızın hayatımızı zorlaştırmadan görebilme davranışıdır. Farklılık; doğaya, toplumsal olaylara ve insan bilincine dayalı tüm olay ve olguları ötekilerden ayıran özelliktir. Farklılık bir zenginlik halidir. Toplumdaki farklılıklar toplumun varlık nedeni ve zenginliğidir. İnsanların aynı olmasını bekleyemeyiz. Farklılık insanlar arası ilişkileri zengin kılar. Öğrenme, bildiklerinin üstüne bilgi ilave etmektir. Bu da bizden farklı olan farklı bilgiye sahip olan kişilerden iyi ilişkilerimiz sayesinde alırız. Herkesin doğruları, değerleri aynı olamaz, farklıdır. Karşımızdaki kişiyi olduğu gibi kabul etmeliyiz ve farklılıklarından yararlanmasını bilmeliyiz. Ancak yanlış olduğunu sandığımız ve katılmadığımız farklılıkları, düzgün ve olumlu bir şekilde eleştirebiliriz. Karşımızdakine saygı, kendimize saygıyla başlar. İnsanın kendine ve karşısındakine saygısı; farklılıklara saygıyı, tahammülü beraberinde getirecektir. Farklılıklara saygı, kavgayı yok edecektir. Ben bir belediye başkanıyım, milletvekiliyim, doktorum, öğretmenim, bu mesleğimin farkındayım. Başkaları benim öğretmenlik mesleğimin öneminin farkında olmayabilir. Ben de buna saygı duyarım. Bu da bir farklılıktır. Düşüncelerin farklılığı birbirimize göstermemiz gereken saygıya engel değildir. İnsanlar arsında; farklı düşünmek, farklı konuşmak, farklı giyinmek, farklı inanmak, farklı davranmak, farklılığının bir zenginlik olduğunu farkında olmalıyız. Düşünün, Türkiye’de tek parti olduğunu, herkesin aynı renk ve kıyafet giydiğini, bütün evlerin aynı büyüklükte ve renkte olduğunu, yenen yemeklerin her yerde aynı olduğunu, şehir parklarının her yerde aynı olduğunu. Böyle tek tip olmak bizi sıkacaktır. Doğadaki bitkilerin, çiçeklerin farklı renkte olması, meyve ve yiyeceklerin farklı farklı olması ve her birinin farklı lezzeti, insanın doyulmazlığıdır. Farklı davranışlar, farklı giyinme, farklı dilde konuşmalar, farklı düşünceler, farklı çiçeklerinin bulunduğu çiçek bahçesinin karşılığıdır. Biz bu farklılıklardan yararlanmasını bilmeliyiz. Ön yargısız bir şekilde farklılıklardan yararlanmasını bilmeliyiz. Bir yazar şöyle yazıyor: “Düşüncelerimiz duygularımızı, duygularımız davranışlarımızı, davranışlarımız alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız değerlerimizi, değerlerimiz karakterimizi, karakterimiz ise kaderimizi belirler.” İşte birlikte hareket edip, farklılıklara tahammül edip, birbirimize saygılı, hoşgörülü davranıp huzurlu ve barışık yaşamayı sağlamalıyız. Toplumumuzun buna her dönem ihtiyacı olduğu gibi bu dönem daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hoş kalın. İsmet KADIOĞLU Bu haber 2234 defa okunmuştur.
|
Sponsor Alanı
SANATIN İÇİNDEN ;Sponsor Alanı
|
|||||||||||||||
|
0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder. |
|||||||||||||||||