DENİZ BÜYÜK BİR NİMET, FAYDALANMAMAK İHANET
Deniz kıyısında oturup da denize girmeyen yakınlarım var… Yaşları 55-80 arasında olan bu yakınlarım, “namahrem görür” veya “namahrem görürüz”, “günah olur” diye denize girmekten kaçınıyorlar!
Oysa Allah, denizi, eşsiz bir şifa kaynağı olarak yaratmış önümüze sermiş…
Arkadaşım Hilmi Çakır, Doç. Dr. Turan Uçkun’un, “Deniz Suyunun Yararları” başlıklı makalesini paylaşmış. Bakın, özetle, denizin nasıl faydaları var:
“Cildin gözeneklerinden nüfuz eden deniz suyu dolaşım sistemine girer ve vücut fonksiyonlarını dengeler.
Deniz suyu, sadece fiziksel hastalıklara değil, birçok psikolojik rahatsızlığa da şifa olabilir.
Anksiyete, depresyon, sinirlilik, agresiflik, ruhsal bozukluklara, içeriğinde bulunan magnezyum, brom, lityum maddeleri etkisi ile tedavi etmektedir.
Deniz mutluluk ve huzur verir. Saçların kepeklenmesini önler.
Sivilcelerin kurutulmasında ve siyah noktaların temizlenmesinde son derece etkilidir. Deri soyulmasına zemin oluşturduğu için daha sağlıklı ve güzel ciltlere kavuşturmaktadır. Bu yüzden estetik ve güzellik merkezlerinde deniz suyu kullanılmaktadır.
Mantar gibi olumsuz etkenlerden vücudu arındırır. Özellikle erkeklerin korkulu rüyası ayak kokusu ve ter kokusunu giderme de başarılıdır.
Son zamanlarda diş sağlığına çok önemli katkısı olduğu ortaya çıkmıştır. Diş ağrısı esnasında deniz suyu, ağızda gargara yapıldığında ağrıyı gidermektedir. Ağızda bulunan yaraların çabuk iyileşmesini sağlamaktadır.
Deniz suyunda bulunan iyot ve tuz bağışıklık sistemini geliştirir ve tiroid aktivitesi artırır.
Büyük bir doğal antiseptik olan deniz suyu önemli derecede, enfeksiyonlara karşı, bakteri ve mikrop öldürmek için vücudun direncini artırır.
Deniz suyu eski çağlardan bu yana tıp alanında sıklıkla kullanılmıştır. İnsan vücudu bünyesinde yer alan 84 maddeyi bünyesinde barındıran su, vitamin deposu özelliği taşımaktadır. Mineral tuzları, amino asitler ve eser elementlerden oluşan deniz, doğal tedavi yöntemidir.
Her suya girdiğinizde, denizin kendi büyük elektromanyetik enerji alanının içinde hissedersiniz ve doğal olarak enerji sisteminizi şarj etmenizi ve tekrar dengelemenizi sağlar. Bu çok belirgin bir biçimde, detoks ve yenileme sürecine katkıda bulunur.
Denizdeki dalga hareketleri akıntıların ritmik etkisi, masaj banyoları ile ilgili olarak bahsedilen tedavi edici etkinin benzerini vücuda uygular. Denizin vücuda uyguladığı bu hareket de çok etkili bir masaj niteliğindedir.”
Bunlara, denizdeki hareketin, yüzmenin; bütün kas ve kemikleri, eklemleri harekete geçirdiğini, emsalsiz bir “spor yapma imkânı” sunduğunu;
En faydalı “güneşlenme”nin deniz içindeki güneşlenme olduğunu ilave edelim.
Hepsi ayrı ayrı yazıların konusu olan; “deniz mahsulleri”, “denizden enerji üretimi”, “dünyanın en büyük, daha doğrusu asıl oksijen kaynağı” olduğunu hatırlatalım!
Şimdi, mantıkla, insafla düşünün:
Allah, faydası saymakla bitmeyecek, bu kadar büyük bir nimeti yaratacak, önünüze serecek,
Size de onun kıyısında oturma fırsat ve ayrıcalığı bahşedecek;
Fakat siz onu görmezden gelecek, yok sayacak, muhtemelen, en yararlı olacak, en fazla “şifasını” göreceğiniz bir çağda “günah” diye reddedeceksiniz!
Acaba, Allah neyi “günah” sayar; nimetlerinden alabildiğine faydalanıp, yarattığı nimete şükredeni mi yoksa o nimetten fersah fersah kaçanı mı?
Yarın huzuruna varınca, Allah, “nimetinden yüz çeviren”e kızmaz mı?
Bence, denizden her fırsatta yararlanın, nimete ihanet etmeyin!
İsmail Hakkı CENGİZ
Bu haber 2050 defa okunmuştur.