![]() | |||||||||||||||||
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
Sponsor Alanı
Anamur SEDİR
Anamur SEDİR 1993-1994-Aralık 1993 1. Sayı-Ocak 1994 2. Sayı -Şubat 1994 3. Sayı -Mart 1994 4. Sayı -Mayıs 1994 5. Sayı SaatHİKÂYELER
İmran AKSOY HikâyeleriAna MenüSponsor Alanı
Ziyaretçi Bilgileri
HAVA DURUMU |
LÂNET OLSUN
23 Eyl?l 2013, 11:38 LÂNET OLSUN Lânet olsun “dil”ime göz dikenlere, yazıklar olsun “dil”imde tüy bitirenlere. Öfkeli girişimden dolayı affınıza sığınırım. Konu “dil”im, konu Türkçe olunca öfkem dışa vuruyor. Daha önce defalarca bu konuda yazdım, anlattım ama bir türlü attığım taş kurbağa ürkütmüyor. Türkçe elden gidiyor, millî varlığımızın yegâne timsali yok edilmeye çalışılıyor. Ama ne yazık ki etkili ve yetkili çevrelerden tek ses çıkmıyor. Siyasî iktidarın başı Mustafa Reşit Paşa’yı fersah fersah geçti ve bizi millet olmaktan çıkarıp kabile haline getirdi. Öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya durumuna düştük. Millî(!?) Eğitim Bakanlığı da, milletin dilini, Türkçe’yi koruyucu tedbirler almak yerine, kabile dillerine ayrıcalık oluşturmak için çalışmalar yapma peşinde. Türkçe’nin korunması adına ne basın ne yayın organlarına, ne de internet denen “dil katili”ne müdahale ediliyor. Herkes kendince bir dil uydurmuş gidiyor. Özellikle genç kitleler birkaç sessiz harf ile düşüncesini ifade eder durumda. Milletin geleceği adına ne vahim bir durum. Milleti dilin ayakta tuttuğunu, dili olmayanın millet olamayacağını, dilin milletin kimlik kartı olduğunu önceleri de bu sütunda tekraren belirttim. Bir milleti yok etmek istiyorsanız, ona önce dilini unutturacaksınız, kimlik kartını yok edeceksiniz. Aidiyet duygusunu sıfırlayacaksınız. Bugün, maalesef, Türkçe ve Türk milleti üzerinde bu oyuna hız verilmiştir. Öyle bir hız ki, sesini hiç duyan olmuyor. İki basit ama kötü örnek üzerinde durmak istiyorum: İlk defa gördüğünüz birisiyle karşılaşıyorsunuz. Karşınızdaki kişi kendini tanıtıyor: “Ayşe ben” veya “Ali ben”. Bu ifade bir sorunun (Ali kim?/Ayşe kim?) cevabı olur ancak. Onun tam karşılığı da; “Ayşe ben(im)” veya “Ali ben(im)”dir. Oysa tanışmadaki doğru ifade “Ben Ayşe(yim)” veya “Ben Ali(yim)” şeklindedir. Günümüzdeki yaygın anlatım bozukluklarından biri de “miktar zarfları”nın yanlış yerde kullanımıdır. Türkçe cümle yapısı –unutanlara tekrar hatırlatalım- Özne/Fail+ Tamamlayıcı Unsurlar (Nesne-Yer Tamlayıcısı (Dolaylı Tümleç)-Zarf)+Yüklem/Fiil şeklindedir. Görüldüğü gibi “zarf” olarak kullanılan kelime fiil(yüklem)den önce gelir ve fiili niteler. “Seni bugün buralarda çok aradım”, örneğindeki gibi. Ne var ki, bugün tersi bir kullanım vardır ve “aradım çok”,” üzgünüm çok” gibi söyleyişlerle Türk dilinin gramer yapısı bilerek veya bilmeyerek tahrip edilmekte, kurallı bir dil yerine “tarzanca” tercih edilmektedir. “Sinemi deldi bugün âfet-i çâr-pareli / Gül yanaklı gülgülî kerrakeli mor hareli” diyen Nedim’in; “O gül endam bir al şâle bürünsün yürüsün/ Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün” diyen Yahya Kemâl’in veya; “Elâ gözlüm ben bu elden gidersem / Zülfü perişanım kal melûl melûl” diyerek sevgilisiyle vedalaşan Karacaoğlan’ın nesli, varlığının temeli olan dilini ve dolayısı ile kimliğini yok etme noktasında bir ihanete düşmüş olamaz diyorum yine de. Ümitvar olmak istiyorum. Bu konuda sorumluluğun –hatta vebâlin- büyük bir kısmının biz öğretmenlerde, özellikle sınıf ve Türkçe öğretmenlerinde olduğunu üzülerek belirtmem gerekiyor. Sevgili dostlar, küçük kusurlar büyük yaraların giriş kapısıdır. Unutmayalım; ”Ne olacak sanki.” dediğimiz anda tükenişimizin de giriş cümlesini kurmuş oluruz. “Güzel dil Türkçe bize/ Başka dil gece bize.” “Varoluş sebebimiz”e sahip çıkmayı en büyük sorumluluğumuz olarak görebilmemiz dileğimle… Ali Rıza KİBRİT Bu haber 2241 defa okunmuştur.
|
Sponsor Alanı
SANATIN İÇİNDEN ;Sponsor Alanı
|
|||||||||||||||
|
0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder. |
|||||||||||||||||