anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

  REKLAM ALANI

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 14  
»Bugün 353  
»Toplam 4630210  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 52.91.245.237
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

Sponsor Alanı

HERŞEY İNSAN İÇİN

Osman BAŞ

05 Eylül 2018, 23:49

Osman BAŞ

                            HERŞEY İNSAN İÇİN…

 

Hayatı yaşamak, tanımlı tanımsız kendi seyrine bırakıp, suyuna, akışına yol almak diyebilir miyiz? Neyi ne kadar paylaşmak gerek. Sınırı, yüksekliği ve ötesi var mıdır? Hemen her gün çok ciddi problemlerle karşılaşabiliriz. Ani duyumlar ve görüntülerle mutluluklar da yaşayabiliriz. Her şey insan için.

 

            Daha ortaokul yıllarında başladığım yazı çalışmalarım aralıksız devam ediyor. Okuyor, okuyor, okuyorum… Bu işi yaparken, duygu alıyorsam, doyuma ulaşıyorsam, önceden planladığım bir çalışma için kendimi hazır hissediyorsam yazmaya başlıyorum.  Kitaplar, internet, siteler, özel sohbetler, gönderiler de yazma için alt yapı oluşturabiliyor.

 

            Son yıllarda kendimin de paylaşımda bulunduğu siteleri hemen her gün kısa da olsa ziyaret ediyorum. İlgi alanıma giren gönderileri o an müsaitsem okuyor, gerekirse not alıyorum. Yine e-mail adresime gelenler. Gruplar maşallah akıyor. Oradan da faydalanıyorum. Tabii, nereden ne alıyor ve kullanıyorsam mutlaka yazıyorum. Okunmakta olan yazım için seçtiğim konu Tokat gazetesi yazı işleri müdürü Fatih Kılıç’ın facebook’ta paylaşımı ile ilgili. Yazımda yıllardır eğitim öğretimin içinde olan biri olarak değerlendirme yapacak, bazen de yazıdan ve yorumlardan alıntılar yapacağım.

 

            Tokat ilinde yaşanmış, her il ve ilçede hatta kasaba ve köyde yaşanabilir bir durumun paylaşımı için Fatih Kılıç’a teşekkür ediyorum. Toplumun huzuru, mutluluğu ve aydınlık yarınları için önemli gördüğümüz her konu da yazmayı önemsiyorum.

 

            Tokat’ta yaşayanlar kırkbadalları bilirler. Kısa süre ve turizm amaçlı gelenlerde ziyaret eder veya duyar. Tarihi bir yapıdır. Kale dibinde, yamaçta ve Tokat manzaralı evlere ulaşmak üzere yapılmış beton merdivenlerdir.

 

            Şehir hakkında kısa bilgi vermemiz gerekirse; “Tokat" adının kaynağı hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlardan biri şehir Togayıt Türkleri tarafından kurulmuş ve ismi de buradan gelmektedir. Bir diğeri surlu kent manasına gelen Toh-kat'tan gelmiştir.

 

“Evliya Çelebi’nin Tokat Kalesinin Amalika kavminden efsanevi bir kahraman olan "Dok-Ad"ın inşa ettiğini ve oradan geldiğini yazdığı, "Âlimler ve Şairler Şehri" diye övdüğü, "Halk zevk ehlidir, gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, derya gönüllü, halim selim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar, iyi geçinirler." Diye anlattığı şehirdir.

 

Tokat; Yeşilırmak havzasının bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olmasının verdiği avantajla 6000 yıllık tarihi boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuş, 14 Devleti ve birçok Beyliği içerisinde barındırmış, önemli bir Anadolu şehridir.

 

(http://www.tokatkulturturizm.gov.tr/TR,60574/genel-bilgiler.html)

 

            Kırkbadallar ile ilgili kısa bir bilgi taraması yapıyorum. En son 2016 yılında Belediye başkanının demecine ulaşıyor ve yazıma alıyorum. Başkan Eroğlu, “99 badalın olduğu bu yerde yapılan çalışmalar sonrasında badal sayısı yüz küsur tane olacak. Buranın tarihi eskilere dayanıyor, tam tarihini bulmak çok mümkün değil. Zamanla merdivenin olduğu bölgede değişiklikler, eklemeler olmuş. Son 60-70 yıldır eskisi ile kalan bir yerdi. Bizde bu eskiyi günümüz şartları ile yenilerken diğer taraftan da görsellik katarak, Kırkbadalları kendinden söz ettirecek mekân haline getirelim istedik. 443 bin TL’ye ihalesi yapıldı ve firma tarafından çalışmalar başlatıldı” dedi. (http://tokat.bel.tr/sayfa/detay/1058)

 

***

 

1970-1971 Eğitim Öğretim yılında Sivas Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Lisesini kazandığım yıllarda Tokat ilinin içinde geçerdik. Yaklaşık bir saat zamanımız olur, tek ana caddede yürüyüş yapardık. Kırk badallar Hükümet ve belediye binalarına çok yakın olduğu için her seferinde görürdük. Var olan tarihi dokunun önde gelenlerindendir. Eğitim Enstitüsü’nde okuduğum yıllarda, evlerde kalan arkadaşları ziyaretlerimizde sürekli kullanırdık. Her şehirde silinmez, daima yaşayan tarihi yapılar vardır. Tokat için saymamız gerekirse;  Tokat kalesi, Taşhan, Suluhan, Paşahan, Bedesten ve Arasta, Saat kulesi, kırk badallar ve yüksek kahve diyebiliriz. Anadolu şehirlerimizde aşağı yukarı tarihi eserlerde benzerlikler vardır. Bu benzerlikler biz olma özellikleridir. Söz konuyu yazıyı paylaşıyorum.

 

“Bir olay anlatayım!

Kırkbadallar sağ olsun kamu kurumu eliyle daha rahat inilebilir, çıkılabilir bir hale getirildi. Mahalle sakinlerinin şimdi gözü kesiyor, çıkmaya da inmeye de.

Diğer yandan, gençlerin, kızlı-erkekli daha ortaokul, lise çağı öğrencilerin oturduğu, sigara içtiği, fısıl fısıl konuştuğu ve hatta cilveleştikleri mekânlardan biri oldu! Daha da acısı, yaşı başı 30'u, 40'ı bulmuş insanların zaman zaman alkol içtikleri, kafa buldukları ortama dönüştü.

Mahallenin çocukları sokakta oynamak için çıkıyor!

Geçtiğimiz gün akşamı, Cami hocası akşam namazını kıldırmak üzere gelirken kırkbadallar başında içki içtiklerini gördüğü 3 kişiye "gençler burada kötü örnek oluyorsunuz..." diye ikaz etmeye kalkmış. Vay sen misin ikaz eden! "İşine bak, sana ne! Keyfimize engel olamazsın" diye yanıt vermekle kalmayıp ikisi cebinden çıkardıkları bıçaklarla hocanın üzerine yürümüşler. Hoca, can telaşıyla çareyi kaçmakta bulmuş, peşi sıra koşmuşlar. Mahallenin bakkalı, konu komşu dışarı çıkmış, çocuklar paniklemiş... Etme tutma derken hocayı azmışlara bırakmamışlar...

Şimdi... Vatandaş yahut da hoca, muhtar, konu komşu... Elinde yetki olmayan biri ne desin? Ne etsin? En akılcısı güvenlik, kolluk güçlerine bildirmek tamam da, kolluk gücü dahi gelince, arsız yüzsüzlere "gidin burdan!" demekten öte ellerinden bir şey gelmiyor. Arsız yüzsüz işte, meydan boşalınca yine bildiğini okuyor.

Eskiden her mahallenin genci, abisi vs. vardı. Mahalleye itin kopuğun musallat olmasını önlerdi. Şimdilerde bu da mümkün değil... Adamlar tam bir musallat... Kanunların caydırıcılığı göz korkutmuyor. Şikâyetçi olanın, dövenin başına bela oluyor...

Yani, toplum bu tür musallat kişilere, arsız yüzsüzlere topyekûn bir tavır almalı. "Bana ne, neme lazım" dememesinin yolu bulunmalı. Bu musallat tiplere fırsat vermeyecek bir sistem mutlaka olmalı! Aksi halde yakmaya devam edecekler suçsuz günahsız birilerinin başlarını...

           Mahalle bekçileri olmalı yani!”(https://www.facebook.com/tokatgazetesi)

Tabii bu yazının altında takipçilerin yorumları da var. Bu noktada hemen önemli bir ayrıntıyı eklemeliyim. Eğitim. İnsanı eğitmek.

 

Daha anasınıfından itibaren başlayan bu süreç hayata atılınca ve meslek sahibi olunca da devam edecektir. “ Beşikten mezara kadar…” İfadesi çok doğrudur.

 

Yukarı da Fatih Kılıç kardeşimizin paylaştığı olay çok önemlidir. Sürekli söylediğimiz ve her ortamda paylaştığımız önemli bir cümle milli ve yerli olmak. İnsanı kendisine, ailesine, mensubu olduğu milletine dahi insanlığa hayırlı, çalışkan ve başarılı bir şekilde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Yaptıkları ve düşündükleri ile başkasına zarar vermeyen, okuyan, düşünen ve üreten nesil için eğitim sistemini düzenlemek gerek.

 

            Bir üst öğrenime hazırladığımız nesli, hayata da hazırlamak çok önemlidir.

 

Sevgi ve sevilmek dünya hayatında tartışmasız huzur ve mutluluğun anahtar görevini üstlenen kelimelerdir. Güven, sosyal ilişkiler, duygu ve ihtiyaçlarla sürüp devam eden ifadeler bütünüdür.

 

Öğrenmek için okumak, sonra ihtiyaç kadar bilmek, güven ve sağlıklı şekilde uygulamak. İradeyi, tecrübeyi alışkanlıkları, uygulamanın içine kattığımızda olumlu sonuca ulaşmak için hareket halindesiniz.

 

Doğru düşünen, doğru düşündüğüne, bildiğine inanan, kendine güvenen, kendi istediği noktaya ulaşmış olmak eğitim ve ailenin verdiklerini alma, kullanma becerisi kazanmış olması güzeldir. Hayatına doğru yön vermiş, yarınlara sağlıklı yürüyen bir çocuk olarak herkesi mutlu edecektir.

 

Dünya hayatına merhaba dediğimiz ve son nefesimizle tamamladığımız ana kadar hedef merkezli olmamız gerek. Her yaşta ve mekânda ilkeli, hedefli, ülkü ile bir üst öğrenime, hayata hazırlık içinde olmak mutlu olmanın köşe taşlarıdır.

 

Aile, eş dost, akraba, arkadaş ve yaşadığı toplumla barışık, hoş görülü, iyiliğin dahi güzel olan her şeyin mutluluğa akıntısı olan bir gülümseyiş huzurlu bir hayatı da beraberinde getirecektir.

 

Osman BAŞ

Bu haber 329 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
RESÜLLAH'IN TÜRKİYE TEMİNATI (Şiir)09 Aralık 2018

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

REKLAM ALANI 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir