anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 22  
»Bugün 855  
»Toplam 14549179  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 18.118.164.139
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR
ARATOS DERGİSİ'NİN 71. SAYISI ÇIKTI

ARATOS DERGİSİ'NİN 71. SAYISI ÇIKTI

Tarih 17 Eyl?l 2015, 09:49 Editör

Tarsus'ta 2004 yılında yayın hayatına başlayan Aratos tarih, felsefe, kültür ve sanat dergisinin 71. sayısı çıktı.

             ARATOS DERGİSİ’NİN 71. SAYISI ÇIKTI

 

Tarsus’ta 2004 yılında yayın hayatına başlayan Aratos tarih, felsefe, kültür ve sanat dergisinin 71. sayısı çıktı. Gazeteci Uğur Pişmanlık’ın yayınladığı ve adını Antik Çağ’da yaşamış Tarsuslu filozoftan Aratos’tan alan dergi bu yıl kurumsallaşarak Aratos Kültür Sanatevi’ne de dönüştü.

 

Aratos dergisinin yayımlanan 71. sayısının konu ve yazarları şöyle: Bordo Renkli Ojeli Tırnağı Kırılan Kadın-1 (Ahmet Ünal), Ubuntu, Afrikalı Bir Anketör, Yorgun Şans Melekleri ve Rafal Olbinski (Seval Deniz Karahaliloğlu), Kıssa’dan Hisse: Başkaldırıyoruz Öyleyse Varız… (Doç. Dr. Zehragül Aşkın), Ezidi Çocuğun Türküsü/Şiir (Özgür Daşlı), Okunması ve İzlenmesi Gerekenler (Prof. Dr. Çetin Veysal), Bir Cinsel Obje Öğesi Olarak Fotoğraf: Nü, Erotizm, Pornografi(Ali İhsan Ökten), Anadolu Kentleri (Turan Alptekin), Tarsus’un Geleneksel Mimarisinin Baştacı Kapıların Taş Süslemeleri (Hüseyin Adıbelli), Bir Eski Zaman Masalcısı: Tarsuslu Destancı Dede Yusuf Işık (Uğur Pişmanlık).

 

                  

 

Aratos dergisinin yayın kurulu üyesi Doç. Dr. Zehragül Aşkın derginin “Genişletilmiş Düşünce Tarzı; “Kendini Başkasının Yerine Koyarak Düşünmek” sunusunda şu düşünceleri dile getiriyor, “Tarihsel ve toplumsal bir olgu olan özgürlük Aremt‘in belirttiği gibi Vita contemplativa (düşünen) ile vita activa (eyleyen) arasındaki ayrımın ortadan kalktığı, eyleme ve söyleme dayalı politik örgütlenmeye dayanır. Bu bağlamda tarihsel olarak Platon, Aristoteles, Kant, Roussesau, Hobbes ve Marks gibi düşünürler tarafından kavramsal çerçevesi çizilen insani eylemin gerçekleştiği arena olarak politika toplumsal özgürlüğü kazandıracak barış, adalet ve eşitlik gibi ilkelerin korunması için gerekli olan koşulları oluşturmakla yükümlüdür. Oysa bugün özgürlüğün politik bir deneyim olmaktan çıkarılarak anti politik bir içerimle tek bir kişinin tahakkümüne dayanan tiranlığa nasıl dönüştürülebileceğinin denemesi yapılıyor.

 

Bizler biliyoruz ki pragmatizmin emrine giren düşünce etik ve politik temelde kendini diğer düşüncelere bağlı görmeyeceğinden kendisi gibi düşünmeyenleri insan olmak bakımından değerden düşürür. Nitekim bugün toplumumuzda her geçen gün ivme kazanarak artan adaletsizlik, şiddet ve çatışma değer rölativizminden beslenen söz konusu değerden düşürme politikalarının bir sonucudur. Öyleyse burada yanıtlanması gereken felsefi problem bu şiddet ve çatışma döngüsünün temelinde yatan etik zemini oluşturan “değer rölativizminin” üstünden nasıl gelinebileceği sorusudur.

 

Soruya yanıt daha sonra Marks tarafından geliştirilen Kant’ın “Sensus Communis” (Ortak Duyu) kavramından gelmektedir. Halk arasında gündelik ilişkilerde “önce iğneyi kendine, sonra başkasına batır” deyiminde içerilen kavram, en genel anlamda her bir insanın din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin kendisini dğer insanlara ortak insani kaygı yani insanlık idesi ile bağlaması ve bu bağlamda kendisini diğer insanların yerine koymasıdır. Bu noktada Felsefede Stoacı gelenek yanında Sokratesci ahlakın ve siyaset felsefelerindeki hemen hemen tüm toplumsal ütopyaların arka desenini oluşturan Sensus Communitas kavramı daha özel bir anlamda insanlık ile özdeş olma duygusudur.

 

Sokratesci bilincin Delphi Tapınağının girişindeki “kendini bil” şiarında kendisini bize buyuran genişletilmiş düşünceye sahip olmayan her insan toplumsal barış için tehdittir. Binlerce yıl öncesinden Sokrates, politik eylemin barış gibi ortak insani kaygılarda temellenen yüksek değerlerden değil de kendi paçasını kurtarmak için araç değerlere tutunan insanların kendi çıkarlarını diğerlerinin acısı üzerine inşa etmesinin getireceği toplumsal felaketleri önceden görmüştür.

 

Sokrates’in işaret ettiği ahlak ve politika arasındaki içsel ilişkinin Kant tarafından etik-politik bir görünüme dönüştürülmesinin temelindeki sorun çatışma ve şiddet döngüsünden ortak insani değerlerin yeşerdiği barış durumuna nasıl geçilebileceği sorusudur. Kant’a göre politik ahlaksallık ötekini yargılarken duraksamayı ve genişletilmiş düşünce tarzının buyurduğu gibi kendi tikelliğimizden çıkıp başkasının yerine geçip düşünmeyi gerektirir. Çünkü Kant’a göre ancak böylesi bir duraksamaya eşlik eden bir perspektif ile pragmatizmin çarklarından kurtulup çokluktan çoğulculuğa ve ortak insani değerlere ulaşılır”.

Bu haber 1609 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SANAT

SAİDE ÇETİNEL MERSİN DEPREM SERGİSİ AÇTI

SAİDE ÇETİNEL MERSİN DEPREM SERGİSİ AÇTI Anamurlu Ressam - Yazar Saide MERSİN yaptığı ve yaptırdığı resimleri sergiledi, hem de kitabını tanıttı.

ANAMUR'DA ANA GÖKYÜZÜ DELİNMİŞ TİYATROSUNA BÜYÜK İLGİ

ANAMUR'DA ANA GÖKYÜZÜ DELİNMİŞ TİYATROSUNA BÜYÜK İLGİ Arslanköy Kadın Tiyatro Topluluğunun "Ana, Gökyüzü Delinmiş" adlı tiyatro gösterisi Anamur'da büyük ilgi gördü.
    KONAK/LAR - KONUKLAR03 Nisan 2025

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

Altyap?: MyDesign Haber Sistemi