![]() | |||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
Sponsor Alanı![]() Anamur SEDİRAnamur SEDİR 1993-1994-Aralık 1993 1. Sayı-Ocak 1994 2. Sayı -Şubat 1994 3. Sayı -Mart 1994 4. Sayı -Mayıs 1994 5. Sayı SaatHİKÂYELER![]() İmran AKSOY HikâyeleriAna MenüSponsor Alanı![]() Ziyaretçi Bilgileri
HAVA DURUMU |
![]() ÜÇ OCAK MERSİN'İN KURTULUŞU ŞİİR YARIŞMASI SONUÇLANDISitemizde ödül alan şiirleri yayımlamıştık. Jüri tarafından değerlendirilen diğer on adet şiiri daha size sunuyoruz. ÜÇ OCAK MERSİN’İN KURTULUŞU ŞİİR YARIŞMASI SONUÇLANDI 3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu Şiir Yarışması Sonuçlandı. Dereceye giren şiirler Toroslar Belediyesince düzenlenen kahvaltılı toplantıda açıklandı. Ödülleri verildi. Sitemizde ödül alan şiirleri yayımlamıştık. Jüri tarafından değerlendirilen diğer on adet şiiri daha size sunuyoruz. İşte o şiirler: JÜRİ TARAFINDAN YARIŞMAYA DEĞER GÖRÜLÜP DEĞERLENDİRİLEN DİĞER KATILIMCI 10 ŞİİR MERSİN’İN ZAFER DESTANI Memleketin her yanı alev almış yanarken Güz vurgunu gül gibi solan Mersin halkıdır Gözü dönmüş Avrupa dalımıza konarken Yüreği Bin hüzünle dolan Mersin halkıdır Bayrağımın nakışı, düşmesin yere hilal Toroslar’ın zirvesi sanki zemheri hayal Silifke’nin bağrında esen rüzgarlar melal Kendi yurdunda yetim kalan Mersin halkıdır Medet yoktur bizlere Batı’nın kafesinden Ezanlar yankılansın Bilal’in nefesinden Uykuları kaçıyor insanın top sesinden Tüfek kuşanıp cenke gelen Mersin halkıdır İngiltere, Fransa, Ermeni kamavoru Kirletti toprağımı çizmeleri, çamuru Sanki gökten iniyor şahadetin yağmuru Gözünü hiç kırpmadan ölen Mersin halkıdır Çetin savaşlar oldu; Mezitli ve Subendi… Müslüman Türk milleti kurtulmaz artık, dendi Müfrezeler yılmadı, dev orduları yendi Sabırla savunmada kalan Mersin halkıdır Kızıldağ’ın feryadı, Bolkar’da hüzün olur Göksu v eBerdan Çayı ç/ağlayan gözün olur Adana, Urfa, Antep, Maraşta sözün olur Gözünden kanlı yaşı silen Mersin halkıdır Bir ilkbahar muştusu beklerken sarı lale Ağlıyor için için ülkem düştüğü hale Misal istersen eğer yetmez mi Çanakkale? Ecdadından cesaret alan Mersin halkıdır Şimdi garip mi kalsın ay yıldızlı bayrağım? Namusum ve şerefim… Kime kalmış toprağım? Çiğnetilmez bilinsin bir tek kuru yaprağım Düşmanın rüyasını bölen Mersin halkıdır Bahadır ceddim gibi şu meydana inmeli Zalimin, eşkiyanın ensesine binmeli Baba ocağına şan şeref ile dönmeli İstiklal kıymetini bilen Mersin halkıdır Milli Mücadele’de nice kahraman vardı Güney Cephesi desen yiğit erlere dardı Kuvayı Milliye ki derin yaralar sardı Çile içinde bayram bulan Mersin halkıdır Denize düşen millet yılana sarılmadı Eğilse de filizim sökülüp kırılmadı İstikbali ararken maziye darılmadı Gök mavisi düşlere dalan Mersin halkıdır Bin dokuz yüz on sekiz on yedi aralıkta Akdeniz’den çıkarma yaptılar kıta kıta Üç ocak yirmi iki destan oldu ufukta Zafer haberiyle gülen Mersin halkıdır. Saltuk Buğra Bığçak/Denizli ********* MERSİN BİZİMDİR Düşman soysuzu Mersin iskelesine yanaştı, Komisere verildi zarf, ortalık aniden karıştı, Savaş Kilikya’nın işgalinden başlayacaktı, Devlet adamı Galip Bey meclisine danıştı, Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! On beş gün sayıldı, işgale geldi Fransızlar, İngiliz korkaklarından destek istedi arsızlar Milisler mücadelesiyle, takdire şayandılar, Bir yılın sonunda düşmanı bozguna uğrattılar Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! 1920’de dik durdu Mersin, direndi yıkılmadı Düşman ordularının son tacizine de aldırmadı. Titreyerek Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıdı. Düşman aman dilemek için çöktü yalvardı, Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! İngilizler, mutasarrıf Galip beye zarf verdiler. Zarflarını da alıp, geldiği gibi koşarak gittiler. 3 Ocak sabahı saat dokuzda bir tren körükler, Dağ köylerinden coşkuyla geliyordu Yörükler, Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! Mustafa Kemal’i düşünüyorum yorulmadan, Alnımız ak, şanımızla yürüdük bu yollardan, Sınamayın bizleri, vazgeçmeyiz bu davadan Dalgalansın al bayrağım ak deniz sularından Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! Toroslardan fırtına olur, rüzgâr gibi geliriz, Baş koyduk bu yola, delirdi hırçın yüreğimiz, Nerden gelirseniz gelin, bükülmez bileğimiz! Şerefim üstüne yemin, son sözü biz söyleriz, Mersin’e yürüyün Yörükler, Mersin bizimdir! Ali Gülmez /Silifke ********* MERSİN ÜÇ OCAK Aralık on yedi İngilizler limandan, Düşmana hiç fırsat vermedi ki yaradan. Lejyoner ecnebiler yürüdü karadan. Hacı İshak Ağa gelecek Soğucak’tan. Karakollar, idadiler işgal edildi. Gizli plan için Richard’ın evi seçildi. İngiliz, Fransız ’’İşgal geçici’’ denildi. Hacı Yakup Ağa Bekirde’ye çekildi. Mezitli, Yakaköy, Yenice, Tırmıl,Tarsus Rivayet odur ki Kilikyalı Pegasus Mersinli vatansever olur mu hiç sus pus, Mustafa’m şehit oldu Eshab-ı Kehf Tarsus. Fransız saldırıyordu yurda dört bir yandan Veli Haşim’in Tozkoparan’ı Ulaş´tan, Bozkurtlar:Mitat Toroğlu,Muhsin Bey Puğ’dan Hüseyin Efendi yardım eder Yanpar’dan. Mersinli düşmanla değil ki savaşmadı. Hainlik Fevzi’nin yanına kar kalmadı Gözneli Gök Mehmet sılaya kavuşmadı. Çocuk İbrahim bildiğinden hiç şaşmadı. Osman Muzaffer’im müfrezemdir Alsancak. Üç yüz otuz altı yılı hava çok sıcak. Fransız Kaç Kaç başlatmış Mersin’i yakacak, Mersinliler çoluk çocuk birden kaçacak. Mersinli Arab’ı, Kürd’ü, Türk’ü, Çerkes’i Fransız şehit etti Bac’da Molla Kerim’i Kuvvacılar kurtardı Adana, Mersin’i Girmedi Fransızlar Kavaklıhan’dan içeri. Mustafa Kemal destek verir Ankara’dan Geçit yok Fransız’a Eshab-ı Kehf Dağı’ndan Haber var Karaafet Hasan Akıncı’dan: Menil tutsakmış geçerken Karboğazı’ndan. Var mı haberin Göçüklü Kara Hacı’dan, Tarsus Nacarlı’daki şehit Süleyman’dan, Ya Adile Onbaşı’dan, Gülsüm Bacı’dan Sarıibahimli’den İsmail Safa’dan? Sor Binlerce Mersinliyi Kuru Çeşme’den Musalı’dan;Veli Haşim Naif Efe’den Rasim Dokur’dan,Hasan Karamehmetlerden Kazanlı’dan Kurtuluş Esirzadelerden Terk etti Fransız ekim dokuz yüz yirmi bir Mersin için gül gibi şehit olduk bir bir Fransız,Ermeni yapmıştı Türklüğü tehcir Çok şükür kovduk düşmanı kırıldı zincir. Nadir Doğancı/Adana ********* KİRLİ POSTALLAR Kirli ayakları, Bastıkları topraklardaki, kutsiyetten habersiz İndiler usulca kıyılara Aralık bin dokuz yüz on sekiz Bir anda sardı düşman güruhu deniz kokulu şehri Çukurova’nın bereketli güneşi yasladı başını dağlara Acıttı gözleri çirkin postal sesleri İçten içe bir isyan yankılanıyordu Toroslar7da İçten içe o ses daha ölmedik diyordu Yediden yetmişe bir atan yürekler Tatmadığı esareti hiç bilmiyordu Satılmış bir avuç Ermeni ve yandaşları Koynumuz da sinsi yılanların arkadaşları Utanmadan yurduma kefen biçiyor Nam salmış dağlarda, onlarca isimsiz Mustafa Kemal ‘Ya ölüm ya istiklal’ diyor Kuvay-ı Milliye ruhuyla tutuştu dört yan Emirler, Mara, Tarsus, Erdemli Silifke Teyakkuzda düşman bekliyor Nail Kumandan, Yarbay Şemsettin, Yüzbaşı İbrahim Ölmeden geçit vermem diyor Ve daha niceleri var ki içi içine sığmaz, Kara Yakup, Arap Süleyman, Lütfi Oğuzcan doru taylar gibi yerinde durmaz Ya Genç İzzet ve diğerleri, hepsi birbirinden yiğit Kalırsak gaziyiz diyorlar, ölürsek şehit Mersin’in gerdanında salına dursun Fransız Bu kudretli milleti nerden bilsin imansız Bu toprak bizim bu millet bizim Katmış önüne düşmanı adeta kar kürüyor Şahlanmış müfrezeler kurtuluşa yürüyor Elden ele dolaştı milli ruh meşalesi Mangal gibi yürekler ufuklara savruldu Hıdır Oğlu Ali, Teğmen Hakkı Deniz, Bizde varız dediler Adanıl Refik, Fikri Mutlu, Yusuf Kenan, İbrahim Molla O gün koşar adım geldiler Vatan namustu bize ne bilsin Fransız ne bilsin İngliiz En az yer! Kadar en az gök! Kadar şanlıdır tarihimiz Geldikleri gibi gidecekler geldikleri gibi teker teker Ya bu milletten af dileyecekler ya bu topraklara gömülecekler Şahin olmuş Teğmen Muhsin devasa ordu gibi Keskin bakışlı Mithat Toroğlu Alaska kurdu gibi Teğmen Haşim düşmana aslan gibi kükredi Mustafa Nail kule gibi davayı mühürledi. Tek bir düşman kalamasın denizde ve karada Unutmuş uykusunu Mersin’li intifada Yazın bunu tarihler duysun bütün dünya alem Şeref sayar dinimiz vatan için ölmeyi Kurşuna sopa vuran o millettir ceddimiz Unutmayacak sizi ne üç ocak nede biz Ankara antlaşmasıyla seni kurtardı kader O kirli ayaklarını toprağımdan çek yeter Mustafa Doğan/ Akdeniz -MERSİN ********* MERSİN DESTANI Ey Oğul, Yıkıldı Osmanlı Devletin İngiliz Fransız vahşetiyle, Bu güzel şehir Mersin Hem gazi hem şehidiyle, Bugün de senin yarın da senin. Başlattı işgali İngilizler Saldırdı tüm zalimlikleriyle, Şımartıldıkça Ermeniler Bu güzel şehir Mersin Eshabı Kehf’te Veli Haşimiyle, Bugün de senin yarın da senin. Mersin işgalini görenler Toplandı bütün köylerde, Kuruldu müfrezeler Yaşlısı genciyle Bu güzel şehir Mersin, Fikri Mutlu Beyiyle, Bugün de senin yarın da senin. Oğul bak tarihe! Ders almalısın ondan Emanet şehit atandan, Bu güzel şehir Mersin Hacıtalip’te Efrahim Beyiyle, Bugün de senin yarın da senin. Türkü Arabı Kürdüyle, Bağlar savaşında şehit düşen Kozanlı Mustafa Nailiyle, Bu güzel şehir Mersin, Emin arslan Beyiyle, Bugün de senin yarın da senin. Nice savaşta vatan için öldüler Mersin’i Türk Kürt Arap diye Üçe böldüler, Bu güzel şehir Mersin Toroğlu Mithat Beyiyle, Bugün de senin yarın da senin. Anadolu kan ağladı Şehitler yürek dağladı Analar bacılar erzak sağladı Bu güzel şehir Mersin Gülsüm Bacısıyla Bugün de senin yarın da senin. Gafil düşman şunu bilsin Dilimiz dinimiz birdir bizim Topuynan tüfeğiynen gelsin Bu güzel şehir Mersin Vatansever Türk genciyle, Bugün de senin yarın da senin. Ey oğul süzmen gerek Kim dost kim düşman bilmen gerek Belki bin daha ölmen gerek Bu güzel şehir Mersin Koçaşoğlu Muzafferiyle, Bugün de senin yarın da senin. Dinle oğul; Eşsiz iklimi deniziyle, Bu güzel şehir Mersin Efrenk, bağlar cenkleriyle, Bugün de senin yarın da senin. Kutlu olsun hepimize 3 Ocak Atam emridir, bilesin! Mersinli Mersine sahip çıkacak Bu güzel şehir Mersin Bugün de senin yarın da senin. Akın Köse / Toroslar-MERSİN ********* ÜÇ OCAK MERSİN’İN KURTULUŞU Yedi düvelle vuruştuk Çanakkale’de İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Düşmanların akılları gözü hilede İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi İştahı kabarmış tilki, çakalın, kurdun Ne kadın ne kız dedin, çocukları kırdın Sanarlarmış demekki Türkleri yorgun İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi Şehirlerde köylerde zulmederken itleri Gasbedilmiş Türk’ün malı mülkü atları Zincire vurulmuş yaşlısı, yiğitleri İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi Sessiz kalamazdı buna Türk’ün insanı Toplandı çevrelerden kadın kız kızanı Durduralım, yeter dediler akan kanı İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi Ağalar beyler kurdu Kuvay-i Milliye Kaydoldu gençleri, beyleri ve küllüye Türk kanı taşıyanlar direnir çileye Yazıyor tarihler çağlar yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi İlk defa Erçel’de düşman aldı dersini Ölenler öldü kalanlar buldu Mersin’i İçme deresinde yedi şamar tersini İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi Kesildi düşmanların yolları su bendi Boşa çıktı İngiliz, Fransızın fendi Kayıplar vererek kırdılar kemendi İngilizmiş, Fransızmış yıldırmaz bizi Onların ağırlıkları kaldırmaz bizi Süleyman Kaptan/Toroslar-MERSİN ********* MERSİN 3 OCAKTA SEMAYA BAKTI Özlem Özyurt/Akdeniz-MERSİN ********* TOROSLARIN GÜNEŞİ Vatan toprağı susamıştı, çoraktı 1921’di yıl, dünya başımıza toplanmıştı. Akdeniz, Karadeniz, Güneydoğu , Marmara, Ege Sevr diye notasız bir türküyle Pay edilmişti bilinçsizce, düşmanların eline. Orta Asya’dan gelen bir millet Boyun eğer mi hiç zulme? Memleket kokusu bu, hasret kalınır mı çaresizce? Ordu dağıtılmış Silah yok. Namerde fırsat vermek olur mu? Anadolu’da yiğit çok! Komutan Mustafa Kemal Yaşlı, kadın, çocuk, genç askeriz hepimiz. ‘’Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.’’ dedi komutan Kanıyla sulayarak toprağı haykırdı büyük Türk milleti: O satıh bütün vatan! Taarruzun gücünü Ankara’da Fethi Okyar belgeledi. Şahlandı Antep, Maraş, Adana, Mersin… Bu şanlı tarih bizim Coğrafyamızı neden Fransızlar çizsin? Sahilinde çocukluğunu büyüten kent, Mersin Çileğinde, muzunda, limonunda alın terin, Ninemin el işi yazmasında, dedemin topuğunun çatlağında asaletin. Yoğurdunun akıyla, menengicinin safıyla Bayırındaki keçinle, yayladaki defnenin yeliyle Mamure, Softa, Mut, Kız kaleleriyle Bu kültür bizim. 1922 ocağının üçüydü, Akdeniz kabardı Toroslardan doğan güneşiyle Fırlattı suyunu bulandıranları Geçmiş bizdik, gelecekten eminiz Huzur dolsun kabrin Atam Biz Mersinlileriz! Mersin’e sahip çıkan Cumhuriyet bekçileriyiz! Emine Seçil Seven /Toroslar-MERSİN ********* KLİKYA ŞEHRENGİZİ Yıl bin dokuz yüz on sekiz, aralık yangın yeri, Göz diker öz yurduma, kendin bilmezin biri. Mersin’in iffetine arsız bir el dokunur. Klikya’nın hicabı yüzünden net okunur. Eloğlunun yurdumda pervasızca gezmesi, Bıçak kadar keskindi bir yabanın çizmesi. Esaret bir bıçağın cana vuran ağrısı. Gönülden duyulurdu, bu toprağın çağrısı. Sahipsiz mi sanılır, şu vatan toprakları? Cevap verir cihana, tarihin yaprakları. Analar evladına, git de sahiplen yurdu; Yoksa emdiğin sütü helal etmem diyordu. Gönüller kalkan idi, nerden bilecek gafil. Çiğnenirse Klikya, Sûr’u üfler İsrafil. Kırk yerinden kırıktır, arsızın temelleri. Bir idam mahkûmudur, o korkunç emelleri. Üç Ocak Klikya’nın yeniden doğuşudur. Yedi başlı bir devi, sevdayla boğuşudur Mersin ki şehr-i yar, Aslı, Şirin, Mihri’dir. Şehit kanı toprağın, tuğrasıdır mührüdür. Bu arsızca akının bahanesi Mondros. Köpürürken Akdeniz, kan ağlıyordu Toros. Yer ağlar bu işgale, gök ağlar, bulut ağlar. Kuvayi Milliye’den medet beklerdi dağlar. Hindu’su İngiliz’i pay ederken yurdumu, Hesaba katmış mıydı iman denen ordumu? Diken gibi batarken çizmesi Fransız’ın; İstiklal güneşiydi, doğuveren ansızın. Bir sancı tutar Mut’u, Anamur’da kavruluş. Esaret rüzgârında içten içe savruluş. Bir ateş düşmüş idi Silifke’ye Gülnar’a. İstiklâlin katresi, kâfi yürekte nâra. Her yürek bir müfreze, her yürekte bir ordu. O dem vaktine kadar, Mersin’de zaman durdu. Ey İskele ey Taşhan, ey işgalin tanığı. Taşınız toprağınız hala yürek yanığı. Bir iç çeker istasyon, ciğerleri sökülür. Aklına geldik sıra duvarları dökülür. Bu meydan arsızca bir çıkartmanın şahidi. Dalgaların tınısı, eyvah idi âh idi. Bir ekmek bir de aşkı yükleyip de heybeye; Selam saygı hayranlık Yüzbaşı Haydar Bey’e Binbaşı Arslan Bey’in aşktı yüreğinde Mersin. Hangi kudret alıp da yurdu düşmana versin. Can borcu her yiğidin bu toprakla akdiydi. Yeniden dirilmeye, vakit sefer vaktiydi Boy verir Torosların kan kokulu gülleri. Üfle de göreceksin kalbindeki külleri. Özgürlük tınısıdır, kuşların lehçeleri. Kurtuluşu muştular portakal bahçeleri Elvanlı türkü söyler, yeşerir Güzeloluk Ocak yenibahardır, ocak derin bir soluk. Yakamozlar egemen, deryalar özgür bugün Şairler egemendir, gönül sesi gür bugün. Var mıdır lügatlerde bu kıvancın tanımı? Adını anmak bile kaynatıyor kanımı. Artık ne gam kasavet, yoktur bir zerre evham. Gönlümdeki kitapta Mersin benim serlevham. Soylu bir başkaldırı, bir milattır üç ocak. Şu gönlüm kuşlar ile kanatlanıp uçacak. Gözün aydın Klikya, kutlu olsun yaş günün. Cemre düşürür sana üç ocakta kış günün. Mersin gönül aynamdır, baktığım gibi bana. Kırılır zuhûr vermez, ne gariptir yabana. Bakarsın dağ zirvesi, bakarsın yayla olur. Yusuf yüzlü Mersin’im, sevene Leyla olur. Bugün günlerden Mersin, beşinci mevsimdir şan. Bu şehrin kendisidir damarımda dolaşan. Ey Türkoğlu feyzini tarihten alacaksın. Unutursan geçmişi vebalde kalacaksın İbrahim Şaşma/Karaman ********* SEVDALAR YURDU MERSİN Yörük nefes alır, Türkmen can bulur, Umut ile atan döştesin Mersin. Geçmişini ancak Yaradan bilir, İnsanın olduğu yaştasın Mersin. Ata’nın sözüne boyun büktüler, Mersinliler sana sahip çıktılar, Kan oldular oluk oluk aktılar, Özgürlüğe akan yaştasın Mersin. Hamaset doludur kadının erin, Yurt için savaşta öndedir yerin, Üç ocakta geldi kesin zaferin, Taç oldun zümrütten, baştasın Mersin. Halkın ağırbaşlı, hoşgörü özde, Yürür ecdadının çizdiği izde, Bir ayak karada, biri denizde, Sabırla bekleyen eştesin Mersin. Seherde semayı kaplarken buğu, Kızkulesi suda süzülen kuğu, Hasret yarasının çatlar kabuğu, Gündüz hayal, gece düştesin Mersin. Heybetlidir Toroslar’ın sırası, Yakınlaşır yerle göğün arası, Deva bulmaz elâ gözün yarası, Yay gibi gerilen kaştasın Mersin. Yenişehir’le Mezitli bir gibi, Doğuda Akdeniz sağlam sur gibi, Kıyma kebabında lezzet sır gibi, Köz üstünde duran şiştesin Mersin. Senden bahsedince muz gelir akla, Yeşiller sarıya döner şafakla, Tutulan balıklar şahtır mutfakta, Tantuni denilen aştasın Mersin. Portakalın tadı yurda ün salar, Kızaran çilekler lezzet depolar, Yaylalarda petek bal ile dolar, Arının yaptığı iştesin Mersin. Yaylalar bakarken dağdan engine, Yeşil hâkim olur doğa rengine, Köylü üzüm toplar, sarar dengine, Güzden sonra karsız kıştasın Mersin. Sevenler mutludur, sevdayı anlar, Karac’oğlan söyler, Karakız dinler, Bilâl-ı Habeşi semada çınlar, Yankılanan her bir taştasın Mersin. Zaman durmuş sanki Türkmen Eli’nde, Sevgi, saygı canlı, her şey yolunda, Barış türkü olmuş sazın telinde, Zeytin dalı sunan kuştasın Halil Gürkan/Ankara Bu haber 1401 defa okunmuştur.
|
Sponsor AlanıSANATIN İÇİNDEN ;Sponsor Alanı![]() |
|||||||||||||||||||
0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder. Altyap?: MyDesign Haber Sistemi |