anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

  REKLAM ALANI

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

MAKİ DERGİSİ

MAKİ DERGİSİ-105

Saat

Ana Menü

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 86  
»Bugün 1733  
»Toplam 5638760  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 34.225.194.144
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

Sponsor Alanı

KANADA MEKTUPLARI

Bekir ZORBA

24 Eyl?l 2019, 13:33

Bekir ZORBA

                          KANADA MEKTUPLARI

 

"Hepimiz bir yerlerdeydik, bir yerlerden geldik.”

 

İnsan elindekilerin değerini pek bilmeyen bir canlıdır. Hep başkalarına, başka hayatlara imrenir durur… Yaşadığı yerlerin değerini yeterince bilmemek de buna dâhildir. Nereye aittir insan? Kısa ömrüme biri Avrupa’da, dört ayrı şehir hayatı sığdırdım. Hepsi de içimde ayrı bir hüzün bıraktı. Hele bir ayrılmaya gör, geride bıraktıkların çağırır seni… Burnunda anılar buram buram kokar, yeniden canlanır. Belli ki, kitabımızın kahramanları da benzer süreçlerden geçmişler.

 

Gurbet insanı olgunlaştırır. Ona yaşadıkları yerleri karşılaştırma imkanı verir. Bulunduğu ortamı farkındalık geliştirerek inceler, duyumsar gurbet insanı. Kanada Mektuplarının yazarları Nuri Abaç ve İlyas Halil; Mersin dâhil İstanbul, Adana, Tarsus, Ankara ve Kanada’da hayatlarını sürdürmüşler fakat Mersin onlar için farklı bir öneme ve ayrıcalığa sahip kalmış.

 

Kanada Mektupları adlı kitap; iki Mersin sevdalısı insanın, şair-yazar İlyas Halil ve mimar-ressam Nuri Abaç’ın birbirlerine 1965- 1977 yılları arasında yazmış oldukları 200 mektuptan 135 tanesini içeriyor. Halen Kanada’da yaşamakta olan İlyas Halil’in, Nuri Abaç ile yazıştıkları mektupları, yeğeni Josef Atat aracılığıyla, öğretim görevlisi Dr. Orhan Özdemir’e ulaştırmasıyla, Orhan beyin bir akademisyen titizliğiyle bunları kitaplaştırmasıdır, Kanada Mektupları.

 

Yine bir imza günü, yine başrolde İçel Sanat Kulübü. İSK’nın Mersin kültür ve yazın dünyasına kattıkları tartışılmaz. Mersinli yazarların bana göre “podyuma” çıktıkları yerdir, Sanat Kulübü ve oraya her çıkan yazar, şair ayrı bir tat alır, heyecan duyar. Bunu, biz izleyenler çok iyi hisseder, gözlemleriz… Hani hep söylene gelir… Mersin’in bir dokümantasyon merkezi olmayışından yakınılır. Oysa İSK kültür ve yazın alanındaki bu eksikliğin giderilmesinde önemli görevler üstlenmektedir.

 

Sanatın insan iç dünyasındaki kötülükleri yok edebilecek bir potansiyeli vardır. Sanat sınır tanımaz ve her milletten insanla aynı dili konuşur. Sanat ve Mersin sevdalıları Ali Uysal, Ali Demir, Ali Bilir de oradaydılar. Birer kısa konuşma yaptılar.

 

Mektup türü edebiyatta önemli bir yer kaplar. İki sanatçının mektupları… Bu mektuplarda bir dönemi anlatan çok şey bulacaksınız. Mersin’i bulacaksınız, Ak Kahveyi bulacaksınız. Nuri Abaç mimardı, ressam oldu. İlyas Halil bankacıydı, şair- yazar oldu. İkisinin de yolları Mersin’de kesişti. Çocuklukları Mersin’de geçti. 1954-1956 yılları arasındaki iki yıllık sıkı dostluk; Halil’in Kanada’ya ve Abaç’ın Ankara’ya taşınmasıyla son bulmaz, mektuplarda daha da pekişerek ilerler ve Abaç’ın 2008 ‘deki ölümüne dek sürer.

 

Edebi mektuplar; yazarları, içerikleri, ifade şekilleri ile özel mektuplar içinde ayrı yer tutar. Ededi mektuplarda, mektubun yazıldığı dönemin edebiyat ve düşünce olayları yer alır. Yazar, karşısındakine öğüt verir, yol gösterir. Mektup yazmak ya da mektuplaşmak daha çok okuryazar kesimin ilgi alanına girmekteydi. Şimdilerde telefonlu, internetli ortamda etkisini tamamen yitirmiş denilebilir. Fakat edebi dille yazılan mektupların bıraktığı iz hiçbir zaman hafızalardan silinmez. Tıpkı İlyas Halil’in; Kasım 1976 yılındaki mektubunun giriş bölümü gibi:

 

“ Sevgili Nuri, Mersin’den gönderdiğin iyot kokulu kartın, beni güneşli günlere götürdü. Satırların beni en yumuşak yerimden yakaladı. Çoktandır burnumda eski çok eski Mersin’in deniz kokulu havası tütüyordu. Güneşli, çam yeşili, kızıl toprağın üstünde, hafif meşrep rüzgârın altında, evimin camlarını buğuluyordu. Neyi aradığımı bilmiyordum. Eski köy Mersin’i mi yoksa kaybettiğim kendimi mi? İkizler biraz büyüsün, ver elini Akdeniz’e diyeceğim. Az kaldı ben yaşlılığı durduruyorum, sen Mersin’in endüstrileşmesini durdur…”

 

Bekir ZORBA

Bu haber 69 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
    Bab-ı Ali Yokuşunda Bir Anamurlu...09 Aral?k 2019

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

REKLAM ALANI 

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir